GÜNCEL

Eylül 2006 Sayı 69


    Erenköy Direnişi ve Direnişte şehit
düşenler Törenle Anıldı
   

   

    Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yeri olan Erenköy Direnişi ve direnişte şehit düşenler, 42 nci yıldönümü olan 8 Ağustos 2006 tarihinde Erenköy'de düzenlenen törenle anıldı.
Törene sivil ve askeri erkan, kurum ve kuruluş, dernek temsilcileri, şehit aileleri ve yakınları katıldı.
Erenköy'deki tören saat 10.00'da şehitliğe çelenklerin konulmasıyla başladı.
Saygı marşı, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından özel defterin imzalanmasına geçildi.
    Törende Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Erenköy Belediye Başkanı Özay Öykün, Erenköy Bölük Komutanı Piyade Yüzbaşı Selçuk Gökbayrak ve Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço birer konuşma yaptı.
Tören, şehitlik ve müzenin gezilmesiyle sona erdi.
Erenköy'e otobüslerle gelen çok sayıda şehit yakınına seslenen Cumhurbaşkanı Talat, yaptığı konuşmada, Erenköy Direnişi'nin Kıbrıs Türkü'nün bu topraklarda varolmak için verdiği mücadelenin sonuna kadar devam edeceğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti.

    “Erenköy Direnişi, Kıbrıs sorununun 1974'de değil 1963'te başladığının, 1964'de kanlı bir şekilde devam ettiğinin ve 1968'e kadar bu ülke topraklarında Kıbrıslı Türklerin öldürüldüğünün, kaçırıldığının, katledildiğinin simgesidir, göstergesidir” diyen Cumhurbaşkanı Talat, 1974'ün Kıbrıs sorununun sadece bir kilometre taşı olduğunu, 1974'ü doğuranın da 1963 ile 1964 olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Talat, Erenköy Direnişi'nin dünyaya kahramanlığı, direnme gücünü, Kıbrıs Türkü'nün haklılığını, Kıbrıs Türkü'nün bu topraklarda varolmak için sonuna kadar mücadele edeceğini gösterdiğini” dile getirdi.   Cumhurbaşkanı Talat, “Erenköy Direnişi'nin en önemli göstergelerinden biri de; Türkiye'nin Kıbrıs Türkü ile yan yana olduğu, Kıbrıs Türkü'nü sürekli olarak desteklediği ve bundan sonra da destekleyeceğidir. Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'nü terk edeceğini ham hayalinin boşuna olduğudur” dedi.
    Erenköy denildiği zaman şehitlerin yanında Yüzbaşı Cengiz Topel'i hatırladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, bunun da Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'ne verdiği ve vereceği desteğin bir göstergesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Erenköy Direnişi'nin bir de Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti'ni o zaman gasbettiği gibi bugün de hala daha gasbının sürdüğünü hatırlattığını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:
“Kıbrıs Cumhuriyeti'ni gasp etmiş konumdaki Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıslı Türkler üzerindeki her türlü baskıyı ve tecridi uygulamaya devam ediyor. Ve bize, KKTC'ye, yani Kıbrıslı Türklerin iradesiyle oluşturduğu kendi kendini yönetme mekanizmasına, bu en doğal hakkına sahte devlet yakıştırması yapıyor.
    Ben buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; eğer sahte bir devlet varsa, önce sahte olan Kıbrıs Rum yönetimidir. Çünkü o yönetimin başkanı, bütün Kıbrıs'ın başkanı olduğunu iddia ediyor, halbuki o sadece Kıbrıs Rum tarafının başkanıdır, Kıbrıs Rum tarafının lideridir.
Demek ki meşru olarak Kıbrıs'ın bütününün cumhurbaşkanı olamaz, yönetimi olamaz. O zaman sahte olan hangisidir. Biz KKTC olarak sadece Kıbrıslı Türkleri idare ettiğimizi iddia ediyoruz ve Kıbrıslı Türkler adına konuşuyoruz. Yani meşruyuz, sonuna kadar meşruyuz…
    Sahte olan devlet, KKTC değil, esas Güney Kıbrıs Rum yönetimidir. Bunun çok iyi bilinmesi anlaşılması gerekir.
Kıbrıslı Türkler barışçıdır. Kıbrıslı Türkler barış istemiştir ve barış istemektedir. 1964'de direnirken de barış istiyordu, bugün de barış istiyor. 2004 yılında yapılan referandumla da bunu kanıtladık. 2004 referandumu dünyayı ve Kıbrıs Rum liderliğinin bazı kesimlerini de şaşırttı. Kıbrıslı Türklerin kararlı bir şekilde Türkiye ile omuz omuza Kıbrıs'ta barışı sağlamak kararlılığı karşısında şaşkına döndüler.
    O güne kadar bütün dünyaya kendilerinin barış istediğini, kendilerinin çözümden yana olduğunu, Kıbrıslı Türklere aslında her istediklerini, hatta istediklerinden de fazlasını vermeye hazır olduklarını söyleyen Kıbrıs Rum tarafı, en üst düzeyde liderlik seviyesinde yaptığı büyük kampanyayla BM'nin hazırladığı çözüm planını reddetti. Bu bütün dünyayı şaşırttı. Bizim tavrımız da şaşırttı. Ama gelin görün ki Kıbrıs'ta bizim irademize rağmen Kıbrıs sorununu çözemedik. Barışı sağlayamadık. Biz üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonra sıra dünyanın tavır almasındadır.”
    Cumhurbaşkanı Talat, bunu da defalarca anlattıklarını ve ısrarla vurguladıklarını aktararak, Kıbrıslı Türkler olarak BM zemininde çözüm istediklerini, ancak Kıbrıs Rum tarafının çözümü Avrupa Birliği zeminine çekmeye çalıştığını anımsattı.
“Bizim için BM sürecinde yeni bir ortaklık temel hedeftir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı değil. Yeni bir ortaklık” diyen Talat, bu konuda da şu görüşlerini ifade etti:
“Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti gasp edildiği 1963 yılından bugüne kadar bizim aleyhimize kullanılmış bizim aleyhimize yapılandırılmış bizim aleyhimize ordu kurmuş, silahlanmış ve kısacası Kıbrıslı Türkleri karşısına almış bir oluşumdur.
    O yüzden kurulacak olan yeni devlet, yeni bir ortaklık olacaktır. Bu ortaklıkta siyasi eşitliğimiz kesin olarak pratikte de fiilen de hayata geçirilebilecek
sahte olan hangisidir. Biz KKTC olarak sadece Kıbrıslı Türkleri idare ettiğimizi iddia ediyoruz ve Kıbrıslı Türkler adına konuşuyoruz. Yani meşruyuz, sonuna kadar meşruyuz…
    Sahte olan devlet, KKTC değil, esas Güney Kıbrıs Rum yönetimidir. Bunun çok iyi bilinmesi anlaşılması gerekir.
    Kıbrıslı Türkler barışçıdır. Kıbrıslı Türkler barış istemiştir ve barış istemektedir. 1964'de direnirken de barış istiyordu, bugün de barış istiyor. 2004 yılında yapılan referandumla da bunu kanıtladık. 2004 referandumu dünyayı ve Kıbrıs Rum liderliğinin bazı kesimlerini de şaşırttı. Kıbrıslı Türklerin kararlı bir şekilde Türkiye ile omuz omuza Kıbrıs'ta barışı sağlamak kararlılığı karşısında şaşkına döndüler.
    O güne kadar bütün dünyaya kendilerinin barış istediğini, kendilerinin çözümden yana olduğunu, Kıbrıslı Türklere aslında her istediklerini, hatta istediklerinden de fazlasını vermeye hazır olduklarını söyleyen Kıbrıs Rum tarafı, en üst düzeyde liderlik seviyesinde yaptığı büyük kampanyayla BM'nin hazırladığı çözüm planını reddetti. Bu bütün dünyayı şaşırttı. Bizim tavrımız da şaşırttı. Ama gelin görün ki Kıbrıs'ta bizim irademize rağmen Kıbrıs sorununu çözemedik. Barışı sağlayamadık. Biz üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonra sıra dünyanın tavır almasındadır.”

    Cumhurbaşkanı Talat, bunu da defalarca anlattıklarını ve ısrarla vurguladıklarını aktararak, Kıbrıslı Türkler olarak BM zemininde çözüm istediklerini, ancak Kıbrıs Rum tarafının çözümü Avrupa Birliği zeminine çekmeye çalıştığını anımsattı.
    “Bizim için BM sürecinde yeni bir ortaklık temel hedeftir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı değil. Yeni bir ortaklık” diyen Talat, bu konuda da şu görüşlerini ifade etti:
    “Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti gasp edildiği 1963 yılından bugüne kadar bizim aleyhimize kullanılmış bizim aleyhimize yapılandırılmış bizim aleyhimize ordu kurmuş, silahlanmış ve kısacası Kıbrıslı Türkleri karşısına almış bir oluşumdur.
    O yüzden kurulacak olan yeni devlet, yeni bir ortaklık olacaktır. Bu ortaklıkta siyasi eşitliğimiz kesin olarak pratikte de fiilen de hayata geçirilebilecek şekilde düzenlenecektir. Gerek anayasasında, gerek kuruluş anlaşmasında, gerek yeni bazı düzenlemeleriyle garanti ve ittifak anlaşmalarında bu açıkça ifade edilebilecek ve ortaya konulacaktır.
    Biz bu yeni oluşumda iki kesimli, iki toplumlu bir yapıyı, bir federal yapıyı öngörüyoruz. İki kesimlilik ve iki toplumluluk, yani Kıbrıs Türk devletini Kıbrıslı Türklerin idare edeceği Kıbrıs Rum devletini de elbette Kıbrıslı Rumların idare edeceği bir iki kesimli birleşik Kıbrıs'ı hedefliyoruz.
Biz Türkiye'nin garantörlüğünün kaçınılmaz ve şart olduğunu ifade ediyoruz. Hele bugün şehitlerin huzurunda bunu bir kez daha söylemekten kaçınmamak gerekir diye düşünüyorum. Eşitliğimize dayalı barış içinde bir yaşam, çağdaş bir ülke yaratmak istiyoruz.”
    Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'yi güçlendirmenin, Kıbrıs Türk halkının ekonomisini geliştirmenin ve Kıbrıs Türkü'nü daha zengin hale getirmenin temel görevleri olduğunu da vurgulayarak, devleti güçlendirmek, geliştirmek, kurumlarını etkin hale getirmek, ekonomisini güçlendirmek ve çağdaş Avrupa Birliği normlarına ulaşmış bir devlet yapısı oluşturmak için çalıştıklarını kaydetti.
    Erenköy Belediye Başkanı Özay Öykün, Erenköy Direnişi'nin 42 yıl önce Kıbrıslı Türkleri adadan yok etmek amacıyla başlatılan saldırılara karşı en büyük mücadelelerden biri olduğunu ifade ederek, 8 Ağustos tarihinin Kıbrıs Türk tarihinde önemli yer tuttuğunu söyledi.
    Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türkü'nü o tarihte olduğu gibi şimdi de yalnız bırakmadığını vurgulayan Öykün, Türkiye ile KKTC'nin arasında güçlü bağlar bulunduğunu kaydetti.
Öykün, bazı ülkelerin bu bağları koparmak istediğini, ancak başaramadığını belirterek, Türkiye'nin KKTC'ye verdiği desteğin Kıbrıs Türkü'nü ayakta tuttuğunu dile getirdi.
Özay Öykün, Kıbrıs Türkü'nün adada bir barış olması için çıktığı yola büyük bir azimle devam ettiğini de vurgulayarak, şehitlerin rahat uyumasını diledi.
    Erenköy Bölük Komutanı Piyade Yüzbaşı Selçuk Gökbayrak da, Erenköy Direnişi'nde büyük bir mücadele verildiğini ve Kıbrıslı Türklerin gözünü kırpmadan ölüme koşarak vatan topraklarını koruduğunu kaydetti.
Yüzbaşı Gökbayrak, Rumların Erenköy'e yaptığı taarruzu anlatarak, Kıbrıslı Türk Mücahitlerin Rum-Yunan kuvvetlerinin taarruzuna geçit vermediğini vurguladı.
Yüzbaşı Selçuk Gökbayrak, konuşmasının sonunda şehitlere tanrıdan rahmet, gazilere ise sağlıklı bir yaşam diledi.
    Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço ise, Erenköy Direnişi'nde Mücahitlerin çok zor koşullarda mücadele ettiklerini ve bu toprakları vatan toprağı yaptıklarını vurguladı. Keço, KKTC'nin kurulmasında Erenköy şehitleri ve gazilerinin büyük bir payı olduğunu ifade etti.
Keço, KKTC'nin her yönüyle geliştirilmesini istediklerini de belirterek, şehitlerin huzurunda saygıyla eğildiklerini söyledi.

 GÜVENLİK KUVVETLERİ  DERGİSİ