|
Erenköy Direnişi ve Direnişte
şehit
düşenler Törenle Anıldı

Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yeri olan Erenköy Direnişi
ve direnişte şehit düşenler, 42 nci yıldönümü olan 8 Ağustos 2006
tarihinde Erenköy'de düzenlenen törenle anıldı.
Törene sivil ve askeri erkan, kurum ve kuruluş, dernek temsilcileri,
şehit aileleri ve yakınları katıldı.
Erenköy'deki tören saat 10.00'da şehitliğe çelenklerin konulmasıyla
başladı.
Saygı marşı, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı'nın
okunmasının ardından özel defterin imzalanmasına geçildi.
Törende Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Erenköy Belediye
Başkanı Özay Öykün, Erenköy Bölük Komutanı Piyade Yüzbaşı Selçuk
Gökbayrak ve Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço birer
konuşma yaptı.
Tören, şehitlik ve müzenin gezilmesiyle sona erdi.
Erenköy'e otobüslerle gelen çok sayıda şehit yakınına seslenen
Cumhurbaşkanı Talat, yaptığı konuşmada, Erenköy Direnişi'nin Kıbrıs
Türkü'nün bu topraklarda varolmak için verdiği mücadelenin sonuna
kadar devam edeceğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti.
“Erenköy Direnişi, Kıbrıs sorununun 1974'de değil 1963'te
başladığının, 1964'de kanlı bir şekilde devam ettiğinin ve 1968'e
kadar bu ülke topraklarında Kıbrıslı Türklerin öldürüldüğünün,
kaçırıldığının, katledildiğinin simgesidir, göstergesidir” diyen
Cumhurbaşkanı Talat, 1974'ün Kıbrıs sorununun sadece bir kilometre
taşı olduğunu, 1974'ü doğuranın da 1963 ile 1964 olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Erenköy Direnişi'nin dünyaya kahramanlığı,
direnme gücünü, Kıbrıs Türkü'nün haklılığını, Kıbrıs Türkü'nün bu
topraklarda varolmak için sonuna kadar mücadele edeceğini
gösterdiğini” dile getirdi. Cumhurbaşkanı Talat,
“Erenköy Direnişi'nin en önemli göstergelerinden biri de;
Türkiye'nin Kıbrıs Türkü ile yan yana olduğu, Kıbrıs Türkü'nü
sürekli olarak desteklediği ve bundan sonra da destekleyeceğidir.
Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'nü terk edeceğini ham hayalinin boşuna
olduğudur” dedi.
Erenköy denildiği zaman şehitlerin yanında Yüzbaşı Cengiz
Topel'i hatırladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, bunun da
Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'ne verdiği ve vereceği desteğin bir
göstergesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Erenköy Direnişi'nin bir de Kıbrıs Rum
tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti'ni o zaman gasbettiği gibi bugün de
hala daha gasbının sürdüğünü hatırlattığını belirterek, konuşmasına
şöyle devam etti:
“Kıbrıs Cumhuriyeti'ni gasp etmiş konumdaki Kıbrıs Rum tarafı,
Kıbrıslı Türkler üzerindeki her türlü baskıyı ve tecridi uygulamaya
devam ediyor. Ve bize, KKTC'ye, yani Kıbrıslı Türklerin iradesiyle
oluşturduğu kendi kendini yönetme mekanizmasına, bu en doğal hakkına
sahte devlet yakıştırması yapıyor.
Ben buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; eğer sahte bir
devlet varsa, önce sahte olan Kıbrıs Rum yönetimidir. Çünkü o
yönetimin başkanı, bütün Kıbrıs'ın başkanı olduğunu iddia ediyor,
halbuki o sadece Kıbrıs Rum tarafının başkanıdır, Kıbrıs Rum
tarafının lideridir.
Demek ki meşru olarak Kıbrıs'ın bütününün cumhurbaşkanı olamaz,
yönetimi olamaz. O zaman sahte olan hangisidir. Biz KKTC olarak
sadece Kıbrıslı Türkleri idare ettiğimizi iddia ediyoruz ve Kıbrıslı
Türkler adına konuşuyoruz. Yani meşruyuz, sonuna kadar meşruyuz…
Sahte olan devlet, KKTC değil, esas Güney Kıbrıs Rum
yönetimidir. Bunun çok iyi bilinmesi anlaşılması gerekir.
Kıbrıslı Türkler barışçıdır. Kıbrıslı Türkler barış istemiştir ve
barış istemektedir. 1964'de direnirken de barış istiyordu, bugün de
barış istiyor. 2004 yılında yapılan referandumla da bunu kanıtladık.
2004 referandumu dünyayı ve Kıbrıs Rum liderliğinin bazı kesimlerini
de şaşırttı. Kıbrıslı Türklerin kararlı bir şekilde Türkiye ile omuz
omuza Kıbrıs'ta barışı sağlamak kararlılığı karşısında şaşkına
döndüler.
O güne kadar bütün dünyaya kendilerinin barış istediğini,
kendilerinin çözümden yana olduğunu, Kıbrıslı Türklere aslında her
istediklerini, hatta istediklerinden de fazlasını vermeye hazır
olduklarını söyleyen Kıbrıs Rum tarafı, en üst düzeyde liderlik
seviyesinde yaptığı büyük kampanyayla BM'nin hazırladığı çözüm
planını reddetti. Bu bütün dünyayı şaşırttı. Bizim tavrımız da
şaşırttı. Ama gelin görün ki Kıbrıs'ta bizim irademize rağmen Kıbrıs
sorununu çözemedik. Barışı sağlayamadık. Biz üzerimize düşeni
yaptık. Bundan sonra sıra dünyanın tavır almasındadır.”
Cumhurbaşkanı Talat, bunu da defalarca anlattıklarını ve
ısrarla vurguladıklarını aktararak, Kıbrıslı Türkler olarak BM
zemininde çözüm istediklerini, ancak Kıbrıs Rum tarafının çözümü
Avrupa Birliği zeminine çekmeye çalıştığını anımsattı.
“Bizim için BM sürecinde yeni bir ortaklık temel hedeftir. Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin devamı değil. Yeni bir ortaklık” diyen Talat, bu
konuda da şu görüşlerini ifade etti:
“Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti gasp edildiği 1963 yılından bugüne kadar
bizim aleyhimize kullanılmış bizim aleyhimize yapılandırılmış bizim
aleyhimize ordu kurmuş, silahlanmış ve kısacası Kıbrıslı Türkleri
karşısına almış bir oluşumdur.
O yüzden kurulacak olan yeni devlet, yeni bir ortaklık
olacaktır. Bu ortaklıkta siyasi eşitliğimiz kesin olarak pratikte de
fiilen de hayata geçirilebilecek
sahte olan hangisidir. Biz KKTC olarak sadece Kıbrıslı Türkleri
idare ettiğimizi iddia ediyoruz ve Kıbrıslı Türkler adına
konuşuyoruz. Yani meşruyuz, sonuna kadar meşruyuz…
Sahte olan devlet, KKTC değil, esas Güney Kıbrıs Rum
yönetimidir. Bunun çok iyi bilinmesi anlaşılması gerekir.
Kıbrıslı Türkler barışçıdır. Kıbrıslı Türkler barış
istemiştir ve barış istemektedir. 1964'de direnirken de barış
istiyordu, bugün de barış istiyor. 2004 yılında yapılan referandumla
da bunu kanıtladık. 2004 referandumu dünyayı ve Kıbrıs Rum
liderliğinin bazı kesimlerini de şaşırttı. Kıbrıslı Türklerin
kararlı bir şekilde Türkiye ile omuz omuza Kıbrıs'ta barışı sağlamak
kararlılığı karşısında şaşkına döndüler.
O güne kadar bütün dünyaya kendilerinin barış istediğini,
kendilerinin çözümden yana olduğunu, Kıbrıslı Türklere aslında her
istediklerini, hatta istediklerinden de fazlasını vermeye hazır
olduklarını söyleyen Kıbrıs Rum tarafı, en üst düzeyde liderlik
seviyesinde yaptığı büyük kampanyayla BM'nin hazırladığı çözüm
planını reddetti. Bu bütün dünyayı şaşırttı. Bizim tavrımız da
şaşırttı. Ama gelin görün ki Kıbrıs'ta bizim irademize rağmen Kıbrıs
sorununu çözemedik. Barışı sağlayamadık. Biz üzerimize düşeni
yaptık. Bundan sonra sıra dünyanın tavır almasındadır.”

Cumhurbaşkanı Talat, bunu da defalarca anlattıklarını ve ısrarla
vurguladıklarını aktararak, Kıbrıslı Türkler olarak BM zemininde
çözüm istediklerini, ancak Kıbrıs Rum tarafının çözümü Avrupa
Birliği zeminine çekmeye çalıştığını anımsattı.
“Bizim için BM sürecinde yeni bir ortaklık temel hedeftir.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı değil. Yeni bir ortaklık” diyen Talat,
bu konuda da şu görüşlerini ifade etti:
“Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti gasp edildiği 1963 yılından bugüne
kadar bizim aleyhimize kullanılmış bizim aleyhimize yapılandırılmış
bizim aleyhimize ordu kurmuş, silahlanmış ve kısacası Kıbrıslı
Türkleri karşısına almış bir oluşumdur.
O yüzden kurulacak olan yeni devlet, yeni bir ortaklık
olacaktır. Bu ortaklıkta siyasi eşitliğimiz kesin olarak pratikte de
fiilen de hayata geçirilebilecek şekilde düzenlenecektir. Gerek
anayasasında, gerek kuruluş anlaşmasında, gerek yeni bazı
düzenlemeleriyle garanti ve ittifak anlaşmalarında bu açıkça ifade
edilebilecek ve ortaya konulacaktır.
Biz bu yeni oluşumda iki kesimli, iki toplumlu bir yapıyı,
bir federal yapıyı öngörüyoruz. İki kesimlilik ve iki toplumluluk,
yani Kıbrıs Türk devletini Kıbrıslı Türklerin idare edeceği Kıbrıs
Rum devletini de elbette Kıbrıslı Rumların idare edeceği bir iki
kesimli birleşik Kıbrıs'ı hedefliyoruz.
Biz Türkiye'nin garantörlüğünün kaçınılmaz ve şart olduğunu ifade
ediyoruz. Hele bugün şehitlerin huzurunda bunu bir kez daha
söylemekten kaçınmamak gerekir diye düşünüyorum. Eşitliğimize dayalı
barış içinde bir yaşam, çağdaş bir ülke yaratmak istiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Talat, KKTC'yi güçlendirmenin, Kıbrıs Türk
halkının ekonomisini geliştirmenin ve Kıbrıs Türkü'nü daha zengin
hale getirmenin temel görevleri olduğunu da vurgulayarak, devleti
güçlendirmek, geliştirmek, kurumlarını etkin hale getirmek,
ekonomisini güçlendirmek ve çağdaş Avrupa Birliği normlarına ulaşmış
bir devlet yapısı oluşturmak için çalıştıklarını kaydetti.
Erenköy Belediye Başkanı Özay Öykün, Erenköy Direnişi'nin 42
yıl önce Kıbrıslı Türkleri adadan yok etmek amacıyla başlatılan
saldırılara karşı en büyük mücadelelerden biri olduğunu ifade
ederek, 8 Ağustos tarihinin Kıbrıs Türk tarihinde önemli yer
tuttuğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türkü'nü o tarihte olduğu gibi
şimdi de yalnız bırakmadığını vurgulayan Öykün, Türkiye ile KKTC'nin
arasında güçlü bağlar bulunduğunu kaydetti.
Öykün, bazı ülkelerin bu bağları koparmak istediğini, ancak
başaramadığını belirterek, Türkiye'nin KKTC'ye verdiği desteğin
Kıbrıs Türkü'nü ayakta tuttuğunu dile getirdi.
Özay Öykün, Kıbrıs Türkü'nün adada bir barış olması için çıktığı
yola büyük bir azimle devam ettiğini de vurgulayarak, şehitlerin
rahat uyumasını diledi.
Erenköy Bölük Komutanı Piyade Yüzbaşı Selçuk Gökbayrak da,
Erenköy Direnişi'nde büyük bir mücadele verildiğini ve Kıbrıslı
Türklerin gözünü kırpmadan ölüme koşarak vatan topraklarını
koruduğunu kaydetti.
Yüzbaşı Gökbayrak, Rumların Erenköy'e yaptığı taarruzu anlatarak,
Kıbrıslı Türk Mücahitlerin Rum-Yunan kuvvetlerinin taarruzuna geçit
vermediğini vurguladı.
Yüzbaşı Selçuk Gökbayrak, konuşmasının sonunda şehitlere tanrıdan
rahmet, gazilere ise sağlıklı bir yaşam diledi.
Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Kutlay Keço ise, Erenköy
Direnişi'nde Mücahitlerin çok zor koşullarda mücadele ettiklerini ve
bu toprakları vatan toprağı yaptıklarını vurguladı. Keço, KKTC'nin
kurulmasında Erenköy şehitleri ve gazilerinin büyük bir payı
olduğunu ifade etti.
Keço, KKTC'nin her yönüyle geliştirilmesini istediklerini de
belirterek, şehitlerin huzurunda saygıyla eğildiklerini söyledi.
|
|
GÜVENLİK
KUVVETLERİ DERGİSİ |
 |
|