| |

PİYADE ÇAVUŞ ADNAN HAFIZOĞLU;
21 yaşında bekar, 4 aydır askerliğini yapıyor, 8 ay sonra
askerliğini tamamlayacak.
Hafızoğluna göre askerlik, ilk başta çok zor olacak gibi
görünüyordu. Fakat, askere girince bu fikri değişti. P.Çvş.
Hafızoğlu, askerliğin düzenli ve sistemli olduğunu ve işlerin
daha kolay yürüdüğünü gözlemlediğini anlattı. P.Çvş. Hafızoğlu,
askerliğin herkes için gerekli olduğuna inandığını ve özellikle
zamanında yapılmasının gerekliliğini belirtti.
Üniversiteyi bitirip askere girdiği süre içerisinde
askerliğin yaşı gelen kişilerin hiç geciktirmeden yapması
gereken bir iş olduğuna karar veren P.Çvş. Hafızoğlu, küçük bir
itirafta da bulunarak, “keşke üniversiteye gitmeden önce
askerliğimi yapsaydım”dedi.
Her vatandaşın vatani görevini yapması gerektiğini vurgulayan
P.Çvş. Hafızoğlu, askerlik günlerini şöyle anlattı; “Burada,
sabah erken kalkıyoruz, traş oluyoruz, yatak tertip düzeninin
ardından mıntıka temizliği derken spor eğitimimiz başlıyor.
Askerler arasında yapılan görev bölümüne göre, her asker sorumlu
olduğu görevi günlük programa göre yerine getiriyor. Burada boş
vakitlerimizde, televizyonu izliyoruz, arkadaşlarımızla birlikte
toplanarak sohbet ediyoruz. Hafta sonları ise futbol
karşılaşmalarımız oluyor.”
P.Çvş. Hafızoğlu, boş vakitlerde arkadaşlarla yapılan
sohbetlerde dostlukların daha da geliştiğini ifade ederek,
yapılan sohbetlerle arkadaşlar arasındaki görevlerin daha
düzenli yürüdüğünü bununla beraber yardımlaşmayı da
öğrendiklerini kaydetti.
P.Çvş. Hafızoğlu, ilk zamanlarda arkadaşlar arasında yaşanan
yabancılığın, yapılan sohbetler ve yardımlaşmayla, zaman
içerisinde giderildiğini ve yerini unutulmayacak sağlam
dostluklara bıraktığını söyledi.
Askerlikte kurulan dostlukların sağlam olduğunu vurgulayan
P.Çvş. Hafızoğlu, asker arkadaşlığını evlilik ilişkisine
benzeterek, şu örneği veriyor; “1 yıl boyunca her sabah aynı
kişi ile uyanıyor gün içerisinde çeşitli görev ve aktivitelerde
bulunuyorsunuz o kişi ile günü tamamlıyor ve herşeyi onunla
paylaşıyorsunuz. Bu yüzden asker arkadaşlarımı unutabileceğimi
zannetmiyorum.
Askere ilk girdiği günü hiç unutmayacağını söyleyen P.Çvş.
Hafızoğlu, Gülseren Kışlası'na geldiği ilk gün orada bulunan
komutanın tüm gruba “uygun adım marş” dediği an, kendi kendine,
“işte askerlik başladı. Artık disiplin içerisinde hareket
edeceğiz” dediğini anımsıyor.
Burada bulunmaktan çok mutlu olduğunu, askerlikte aldığı
görevleri severek yaptığını, burada üstleri ile kurulan
ilişkileri, abi kardeş ilişkisi olarak benimsediğini ifade
ederek, askerliği ayrıca, bir hayat okulu olarak da gördüğünü
ifade etti.
Hafızoğlu'nun askere yeni gireceklere tavsiyesi şöyle; “askere
zaman kaybetmeden gelsinler. İlk önce yapmaları gereken, 'askere
gideceğim' diye kendilerini biliçlendirmeleri ve önceden bu
fikri beyinlere sindirmektir. Çünkü bazı kişiler, bu düşünceyi
beyinlerinde canlandırmadıkları için kendilerini birden bire
askerliğin içerisinde buluyorlar. Askerliklerini güzel geçirmek
istiyorlarsa, kendilerini önceden buna hazırlamaları gerekiyor.”
Askerde severek yaptığı işin mıntıka temizliği ve spor
eğitimleri olduğunu söyleyen P.Çvş. Hafızoğlu, askere girmeden
önce sporu düzenli olarak yapamadığını, fakat askerlik sayesinde
düzenli spor yapma fırsatını bulduğunu da kaydetti.
Askerliğin P.Çvş. Hafızoğlu'nun hayatına katkısı ise şöyle oldu;
“askere girmeden önce , Atatürk Öğretmen akademisini bitirdim ve
staj yaptığım süre içerisinde verilen görevlerin
gerçekleştirilmesindeki düzeni ve sistemi askerlikte verilen
eğitimde daha sistemli düşünerek pratiğe dönüştürmeyi öğrendim.
Askerliği bitirince bu sistemi mesleğimde ve hayatımda
kullanacağım.”
P.Çvş. Hafızoğlu sevdiklerinden, onu beklerken, sabırlı
olmalarıni istiyor... “Sonuçta her vatandaş gibi vatani görevimi
bitirip onların yanına döneceğim.” diyen P.Çvş. Hafızoğlu,
bitecek olan bir süreç olduğunu ve askerliğini severek yaptığını
da sözlerine ekledi.
Ve Ailesi
Piyade Çavuş Adnan Hafızoğlu'nun babası Levent Hafızoğlu,
oğlunun kendisine gönderdiği “Beni beklerken sabırlı olmalarını
istiyorum. Vatani görevimi severek yapıyorum. Sonuçta her
vatandaş gibi ben de vatani görevimi tamamlayıp yanlarına
döneceğim” şeklindeki mesajını sevinçle aldığını belirterek,
vatani görevi her Kıbrıs Türk erkeğinin yapması gereken bir
görev olarak değerlendirdi ve “Benim oğlum da vatan borcunu
ödüyor. Onu gerçekten özlüyoruz.”dedi.
Oğlunun askere ilk gittiği zaman evde onun yokluğuna alışmanın
pek kolay olmadığını dile getiren Levent Hafızoğlu, “Ona iyi
bakıldığını biliyoruz bu da ailesi olarak bizim için yeterlidir.
Onu ziyarete gittiğimizde veya telefonda konuştuğumuz zaman
keyfinin yerinde olduğunu biliyoruz.” şeklinde konuştu.
Levent Hafızoğlu'na göre askerlik, her Kıbrıs Türk gencinin
yapması, ödemesi gereken bir vatan borcudur.
“Askerliği ben de yaptım oğlum da yapacak. Bundan kaçışı yok.
Bir bakıma da askerlik insanı olgunlaştıran, ergenlikten
yetişkinliğe geçişte bir sıçrama tahtası veya hayata atılmada
bir okul gibidir” diyen Levent Hafızoğlu, “Oğlumun günden güne
olgunlaştığını görüyorum. Bu da askerlik sayesinde oluyor.
Gençler arkadaşlarını tanımak ve insanlarla ilişki kurmanın
birçok değişik yolunu askerde keşfediyorlar.” şeklinde
değerlendirdi.
Askerlikte, özellikle ailesinin yanından ayrılarak yalnız
başına kendi kararlarını verebileceğine, bunun yanında
komutanlarının emirlerine itaat etmeyi de öğreneceğine
sevindiğinden bahseden Levent Hafızoğlu, askerlikten sonra iş
hayatına atıldığında çevresindeki hiyerarşik düzene uymada
zorluk yaşamayacağını belirtti.
Oğlunu görmek için birliğine ziyarete gittikleri zamanlarda
tüm ailenin bir arada olmasından ve birlikte birkaç saat
geçirmekten gerçekten çok hoşlandığını ifade eden Levent
Hafızoğlu, oğluna asker kıyafetlerini de çok yaktığını
belirterek, “babası olarak onunla gurur duyuyorum.” diye ekledi.
Oğlunun and içme töreninde çok duygulu anlar yaşadığını
vurgulayan Levent Hafızoğlu, şöyle devam etti; “O gün Gülseren
Kışlası'nda gerçekleştirilen and içme töreni sırasında oğlumu
askeri üniformalar içerisinde izlemek göğsümü kabarttı. Ben
gerçekten oğlumun yemin töreninde gururlandım ve onun büyüdüğünü
ve artık bir yetişkin olduğunu anladım.”
Levent Hafızoğlu, oğluna şu mesajı iletiyor; “askerliğini
yaparken, bunun vatan borcu olduğunu unutma oğlum. Komutanlarına
itaat et ve aldığın emirleri yerine getir. Askerlik bittiği
zaman orada olduğun günleri ve kurduğun dostlukları çok
özleyeceksin. Senden sabırlı olmanı ve evde tüm ailenin seni
beklediğini bilmeni istiyorum.”
PİYADE
ER HASAN YALÇINKAYALI;
21 yaşında, bekar, 8 aydır askerliğini yapıyor, 7 aylık süre
sonunda askerliğini tamamlayacak P.Er. Hasan Yalçınkayalı,
askerliğinin güzel geçtiğini, her Türk vatandaşının yapması
gereken bir vatan borcu olduğunu vurgulayarak, askerliğin
dışardan göründüğü gibi zor olmadığını belirtti.
Askere girmeden önce kendisinin de zor geçeceğine inandığını
söyleyen P.Er. Yalçınkayalı, askere girince zaman içerisinde o
kadar zor olmadığını anladığını kaydetti.
P.Er. Yalçınkayalı, askerde herşeyin sistemli olduğunu ve her
yeni güne başlarken hemen hemen aynı şeyleri uyguladıklarını
belirterek şu örneği veriyor; “ genel temizliğin ardında içtimai
ve spor faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Zaman burada akıp
geçiyor”
Askerliğin önce nasıl geçeceğini düşündüğünü ifade eden
Yalçınkayalı, gün gün alıştığını ve korkulacak birşey olmadığını
herkesin yapabileceği bir şey olduğunu söyledi.
Dışarıda olan arkadaşlarına seslenerek, askerliğini
ertelemenin ve gözlerinde büyütmenin bir anlamı olmadığını
kaydeden Yalçınkayalı, “eminim onlar da askerliklerini
yaptıkları zaman benim bu görüşüme
katılacaklardır”dedi.Yalçınkayalı'ya göre askerlik, disiplinin
ve düzen içerisinde verilen görevlerin zamanında yapılması
gerektiği anlamını içeriyor.
“Saygı ve özveri istiyor askerlik” diyen Yalçınkayalı, biraz
da kişinin özverili davranmasıyla işlerin rahatlıkla yolunda
gideceğini vurguluyor.
Kendi bölgelerine ayrıldıkları zaman bir asker olduğunu
anladığını ifade eden Yalçınkayalı, herkese ait görev bölümü
yapıldığı zaman ise çok mutlu olduğunu ve verilen sorumlulukları
yerine getirmekten de gururlandığını kaydetti.
Askerde sorumlu oldukları bölgelerin dağılımı yapılmadan önce “
verilen görevi yerine getiremezsem” korkusunu yaşadığını
söyleyen Yalçınkayalı, “görev bölgemi kendi yerim diye
benimsedim ve verilen görevleri başarı ile yapınca çok mutlu
oldum” dedi.
Askerlikteki dostluk ve arkadaşlığın çok içten ve samimi
olduğunu ifade eden Yalçınkayalı, dışarıda kurulan dostluklarla
kıyaslama yaptığı zaman şu örneği veriyor, “dışarıdaki
arkadaşlıklar arasında çıkan küçük bir tartışma sonucu
arkadaşlığınız bir anda bitiyor. Ama askerde kurulan dostluklar
böyle değil, örneğin; burada, arkadaşlarımızdan birinin bir
eksiği olsa hemen diğeri devreye giriyor tıpkı bir kolyenin
küçük halkaları gibiyiz. 'Hepimiz birimiz için' felsefesi ile
hareket ediyoruz”.P.Er. Yalçınkayalı, askere girecek olan
kişilere, askerliği ilk önce kavramaları, askerliği
küçümsememeleri, üst amirlerine karşı, saygıyılı olmaları,
disiplinli ve dürüst olmayı önceden kendilerine bu bilinci
yerleştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
Askerliğin yaşında yapılmasının daha iyi olduğunu kaydeden
Yalçınkayalı, “askerliği ertelettirmenin bir anlamı yok, sonuçta
herkes vatani görevini yerine getirecek, getirmesi de
gerekiyor”dedi.
Askerliğini yapmamış bir kişiyi, tam erkek olmayan, hayat
dersi almamış düzen bilmeyen bir kişi olarak nitelendiren
Yalçınkayalı, askerliğini yapmanın her şeyden önce bir gurur
olduğunu vurguladı.
Askerlikte en çok spor faaliyetlerini yapmayı sevdiğini
kaydeden Yalçınkayalı, sporun kendisine daha sağlıklı ve düzenli
bir hayat sağladığını söyledi.
Askerliğin, kişinin kendini tamamlamasında, toplumda düzenli
bir birey olarak yetişmesinde önemli bir rol oynadığını kaydeden
Yalçınkayalı, sevdiklerinden üzülmemelerini bu bilinçle
kendisini beklemelerini istedi.
P.Er. Yalçınkayalı, askerde olduğu süre içinde hayatının daha
anlamlı ve düzenli olmasını sağlayacak bir çok kazanımı olduğunu
özellikle dostluk arkadaşlık paylaşma ile anne ve baba sevgisini
kazandığını ve sevdiklerinin yanına sadece vatani görevini
yapmış bir kişi olarak değil, bu değerleri kazanmış olan bir
kişi olarak da döneceğini ifade etti.
P.Er. Yalçınkayalı sevdiklerinden, kendisini gözyaşları ile değil,
güler yüzleriyle beklemelerini isteyerek, “Ancak , o zaman ben
mutlu olacağım ve yaptığım askerlik o zaman anlam kazanacak”
diyor.
Ve Ailesi
Piyade Er Hasan Yalçınkayalı'nın annesi Düriye Yalçınkayalı,
oğlunun kendisine gönderdiği
“Beni gözyaşları ile değil, güler yüzleriyle beklemelerini
istiyorum. Ancak , o zaman ben mutlu olacağım ve yaptığım
askerlik o zaman anlam kazanacak” şeklindeki mesajından,
gururlandığını belirterek, “Oğlum Hasan çevresiyle çok uyumlu,
ağır başlı ve duygusal bir insandır. Ama ana yüreği evladını her
zaman özler. Gözyaşları üzüntüden değil, oğluma duyduğum
özlemden olacaktır” dedi.
Oğlunun askere ilk gittiği zaman evde onun yokluğuna
alışmanın pek kolay olmadığını dile getiren Düriye Yalçınkayalı,
“Onu askere gönderirken gerçekten çok üzüldük ama bunun yanında
oğlumun askerliğe uyum sağladığını ve herşeyin yolunda gittiğini
gördüğümde, bir asker annesi olarak çok mutlu oldum” şeklinde
konuştu.Düriye Yalçınkayalı, askerliği “Her Kıbrıs Türk gencinin
ödemesi gereken bir borç ve gençlerin ergenlikten olgunluğa
geçişini sağlayan bir adımdır” şeklinde tanımlıyor. Oğlunun çok
duygusal ve yaşıtlarına göre olgun bir kişiliğe sahip olduğunu
belirten Yalçınkayalı, “ben eminim ki Hasan, askerliğini anlının
akıyla tamamlayıp evine dönecektir ve bunun gururunu birlikte
yaşayacağız“ dedi.
Oğlunu görmek için birliğine ziyarete gittikleri zamanlarda,
onu askeri kıyafetler içinde gördüğünde çok etkilendiğini
söyleyen Düriye Yalçınkayalı, onun artık hayata hazır bir
yetişkin olduğunu anladığını belirtti.
Yalçınkayalı, oğlunun and içme töreninde yaşadıklarını şöyle
aktarıyor;“Hasan'ın and içme törenine gittiğimiz zaman, ben
gözyaşlarıma hakim olamadım. Onu askere gönderdikten sonra yemin
töreni sırasında Hasan’ımı orada görmek bana inanılmaz duygular
yaşattı. Törenin ardından koğuşları, yemekhaneleri ve
çocuklarımızın yaşam alanlarını gezdik ve gerçekten içim
rahatladı. Askeri tesislerdeki konfor bugünkü beş yıldızlı
otelleri aratmıyor. Çocuklarımızın güvende ve sağlıklı
ortamlarda görevlerini yaptıklarını bilmek bir anne için
gerçekten çok önemlidir”.
Düriye Yalçınkayalı, oğluna şu mesajı iletiyor; “Sağlıklı bir
şekilde askerliğini tamamla. Sen olgun bir kişiliğe sahipsin ve
biliyorum ki, herkesle iyi geçinen bir karakterdesin. Seninle
her zaman gurur duyduk. Seni göz yaşlarıyla değil, sevinçle
bekleyeceğiz. Ama bir iki damla gözyaşım da dökülürse bil ki,
üzüntüden değil sana olan özlemimdendir Oğlum. Askerliğini
yaparken, kendine dikkat et, seni çok özlüyorum”.
|
|