RÖPORTAJ

Aralık 2006 Sayı 70

 

ASKERLER VE AİLELERİ

 

                                                                                
    PİYADE ÇAVUŞ ADNAN HAFIZOĞLU;
    21 yaşında bekar, 4 aydır askerliğini yapıyor, 8 ay sonra askerliğini tamamlayacak.
    Hafızoğluna göre askerlik, ilk başta çok zor olacak gibi görünüyordu. Fakat, askere girince bu fikri değişti. P.Çvş. Hafızoğlu, askerliğin düzenli ve sistemli olduğunu ve işlerin daha kolay yürüdüğünü gözlemlediğini anlattı. P.Çvş. Hafızoğlu, askerliğin herkes için gerekli olduğuna inandığını ve özellikle zamanında yapılmasının gerekliliğini belirtti.
    Üniversiteyi bitirip askere girdiği süre içerisinde askerliğin yaşı gelen kişilerin hiç geciktirmeden yapması gereken bir iş olduğuna karar veren P.Çvş. Hafızoğlu, küçük bir itirafta da bulunarak, “keşke üniversiteye gitmeden önce askerliğimi yapsaydım”dedi.
    Her vatandaşın vatani görevini yapması gerektiğini vurgulayan P.Çvş. Hafızoğlu, askerlik günlerini şöyle anlattı; “Burada, sabah erken kalkıyoruz, traş oluyoruz, yatak tertip düzeninin ardından mıntıka temizliği derken spor eğitimimiz başlıyor. Askerler arasında yapılan görev bölümüne göre, her asker sorumlu olduğu görevi günlük programa göre yerine getiriyor. Burada boş vakitlerimizde, televizyonu izliyoruz, arkadaşlarımızla birlikte toplanarak sohbet ediyoruz. Hafta sonları ise futbol karşılaşmalarımız oluyor.”
    P.Çvş. Hafızoğlu, boş vakitlerde arkadaşlarla yapılan sohbetlerde dostlukların daha da geliştiğini ifade ederek, yapılan sohbetlerle arkadaşlar arasındaki görevlerin daha düzenli yürüdüğünü bununla beraber yardımlaşmayı da öğrendiklerini kaydetti.
    P.Çvş. Hafızoğlu, ilk zamanlarda arkadaşlar arasında yaşanan yabancılığın, yapılan sohbetler ve yardımlaşmayla, zaman içerisinde giderildiğini ve yerini unutulmayacak sağlam dostluklara bıraktığını söyledi.
    Askerlikte kurulan dostlukların sağlam olduğunu vurgulayan P.Çvş. Hafızoğlu, asker arkadaşlığını evlilik ilişkisine benzeterek, şu örneği veriyor; “1 yıl boyunca her sabah aynı kişi ile uyanıyor gün içerisinde çeşitli görev ve aktivitelerde bulunuyorsunuz o kişi ile günü tamamlıyor ve herşeyi onunla paylaşıyorsunuz. Bu yüzden asker arkadaşlarımı unutabileceğimi zannetmiyorum.
    Askere ilk girdiği günü hiç unutmayacağını söyleyen P.Çvş. Hafızoğlu, Gülseren Kışlası'na geldiği ilk gün orada bulunan komutanın tüm gruba “uygun adım marş” dediği an, kendi kendine, “işte askerlik başladı. Artık disiplin içerisinde hareket edeceğiz” dediğini anımsıyor.
    Burada bulunmaktan çok mutlu olduğunu, askerlikte aldığı görevleri severek yaptığını, burada üstleri ile kurulan ilişkileri, abi kardeş ilişkisi olarak benimsediğini ifade ederek, askerliği ayrıca, bir hayat okulu olarak da gördüğünü ifade etti.
Hafızoğlu'nun askere yeni gireceklere tavsiyesi şöyle; “askere zaman kaybetmeden gelsinler. İlk önce yapmaları gereken, 'askere gideceğim' diye kendilerini biliçlendirmeleri ve önceden bu fikri beyinlere sindirmektir. Çünkü bazı kişiler, bu düşünceyi beyinlerinde canlandırmadıkları için kendilerini birden bire askerliğin içerisinde buluyorlar. Askerliklerini güzel geçirmek istiyorlarsa, kendilerini önceden buna hazırlamaları gerekiyor.”
    Askerde severek yaptığı işin mıntıka temizliği ve spor eğitimleri olduğunu söyleyen P.Çvş. Hafızoğlu, askere girmeden önce sporu düzenli olarak yapamadığını, fakat askerlik sayesinde düzenli spor yapma fırsatını bulduğunu da kaydetti.
Askerliğin P.Çvş. Hafızoğlu'nun hayatına katkısı ise şöyle oldu; “askere girmeden önce , Atatürk Öğretmen akademisini bitirdim ve staj yaptığım süre içerisinde verilen görevlerin gerçekleştirilmesindeki düzeni ve sistemi askerlikte verilen eğitimde daha sistemli düşünerek pratiğe dönüştürmeyi öğrendim. Askerliği bitirince bu sistemi mesleğimde ve hayatımda kullanacağım.”
    P.Çvş. Hafızoğlu sevdiklerinden, onu beklerken, sabırlı olmalarıni istiyor... “Sonuçta her vatandaş gibi vatani görevimi bitirip onların yanına döneceğim.” diyen P.Çvş. Hafızoğlu, bitecek olan bir süreç olduğunu ve askerliğini severek yaptığını da sözlerine ekledi.

Ve Ailesi
    Piyade Çavuş Adnan Hafızoğlu'nun babası Levent Hafızoğlu, oğlunun kendisine gönderdiği “Beni beklerken sabırlı olmalarını istiyorum. Vatani görevimi severek yapıyorum. Sonuçta her vatandaş gibi ben de vatani görevimi tamamlayıp yanlarına döneceğim” şeklindeki mesajını sevinçle aldığını belirterek, vatani görevi her Kıbrıs Türk erkeğinin yapması gereken bir görev olarak değerlendirdi ve “Benim oğlum da vatan borcunu ödüyor. Onu gerçekten özlüyoruz.”dedi.
Oğlunun askere ilk gittiği zaman evde onun yokluğuna alışmanın pek kolay olmadığını dile getiren Levent Hafızoğlu, “Ona iyi bakıldığını biliyoruz bu da ailesi olarak bizim için yeterlidir. Onu ziyarete gittiğimizde veya telefonda konuştuğumuz zaman keyfinin yerinde olduğunu biliyoruz.” şeklinde konuştu.
    Levent Hafızoğlu'na göre askerlik, her Kıbrıs Türk gencinin yapması, ödemesi gereken bir vatan borcudur.
    “Askerliği ben de yaptım oğlum da yapacak. Bundan kaçışı yok. Bir bakıma da askerlik insanı olgunlaştıran, ergenlikten yetişkinliğe geçişte bir sıçrama tahtası veya hayata atılmada bir okul gibidir” diyen Levent Hafızoğlu, “Oğlumun günden güne olgunlaştığını görüyorum. Bu da askerlik sayesinde oluyor. Gençler arkadaşlarını tanımak ve insanlarla ilişki kurmanın birçok değişik yolunu askerde keşfediyorlar.” şeklinde değerlendirdi.
    Askerlikte, özellikle ailesinin yanından ayrılarak yalnız başına kendi kararlarını verebileceğine, bunun yanında komutanlarının emirlerine itaat etmeyi de öğreneceğine sevindiğinden bahseden Levent Hafızoğlu, askerlikten sonra iş hayatına atıldığında çevresindeki hiyerarşik düzene uymada zorluk yaşamayacağını belirtti.
    Oğlunu görmek için birliğine ziyarete gittikleri zamanlarda tüm ailenin bir arada olmasından ve birlikte birkaç saat geçirmekten gerçekten çok hoşlandığını ifade eden Levent Hafızoğlu, oğluna asker kıyafetlerini de çok yaktığını belirterek, “babası olarak onunla gurur duyuyorum.” diye ekledi.
    Oğlunun and içme töreninde çok duygulu anlar yaşadığını vurgulayan Levent Hafızoğlu, şöyle devam etti; “O gün Gülseren Kışlası'nda gerçekleştirilen and içme töreni sırasında oğlumu askeri üniformalar içerisinde izlemek göğsümü kabarttı. Ben gerçekten oğlumun yemin töreninde gururlandım ve onun büyüdüğünü ve artık bir yetişkin olduğunu anladım.”
    Levent Hafızoğlu, oğluna şu mesajı iletiyor; “askerliğini yaparken, bunun vatan borcu olduğunu unutma oğlum. Komutanlarına itaat et ve aldığın emirleri yerine getir. Askerlik bittiği zaman orada olduğun günleri ve kurduğun dostlukları çok özleyeceksin. Senden sabırlı olmanı ve evde tüm ailenin seni beklediğini bilmeni istiyorum.”

 

PİYADE ER HASAN YALÇINKAYALI;
    21 yaşında, bekar, 8 aydır askerliğini yapıyor, 7 aylık süre sonunda askerliğini tamamlayacak P.Er. Hasan Yalçınkayalı, askerliğinin güzel geçtiğini, her Türk vatandaşının yapması gereken bir vatan borcu olduğunu vurgulayarak, askerliğin dışardan göründüğü gibi zor olmadığını belirtti.
    Askere girmeden önce kendisinin de zor geçeceğine inandığını söyleyen P.Er. Yalçınkayalı, askere girince zaman içerisinde o kadar zor olmadığını anladığını kaydetti.
    P.Er. Yalçınkayalı, askerde herşeyin sistemli olduğunu ve her yeni güne başlarken hemen hemen aynı şeyleri uyguladıklarını belirterek şu örneği veriyor; “ genel temizliğin ardında içtimai ve spor faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Zaman burada akıp geçiyor”
    Askerliğin önce nasıl geçeceğini düşündüğünü ifade eden Yalçınkayalı, gün gün alıştığını ve korkulacak birşey olmadığını herkesin yapabileceği bir şey olduğunu söyledi.
    Dışarıda olan arkadaşlarına seslenerek, askerliğini ertelemenin ve gözlerinde büyütmenin bir anlamı olmadığını kaydeden Yalçınkayalı, “eminim onlar da askerliklerini yaptıkları zaman benim bu görüşüme katılacaklardır”dedi.Yalçınkayalı'ya göre askerlik, disiplinin ve düzen içerisinde verilen görevlerin zamanında yapılması gerektiği anlamını içeriyor.
    “Saygı ve özveri istiyor askerlik” diyen Yalçınkayalı, biraz da kişinin özverili davranmasıyla işlerin rahatlıkla yolunda gideceğini vurguluyor.
    Kendi bölgelerine ayrıldıkları zaman bir asker olduğunu anladığını ifade eden Yalçınkayalı, herkese ait görev bölümü yapıldığı zaman ise çok mutlu olduğunu ve verilen sorumlulukları yerine getirmekten de gururlandığını kaydetti.
   Askerde sorumlu oldukları bölgelerin dağılımı yapılmadan önce “ verilen görevi yerine getiremezsem” korkusunu yaşadığını söyleyen Yalçınkayalı, “görev bölgemi kendi yerim diye benimsedim ve verilen görevleri başarı ile yapınca çok mutlu oldum” dedi.
    Askerlikteki dostluk ve arkadaşlığın çok içten ve samimi olduğunu ifade eden Yalçınkayalı, dışarıda kurulan dostluklarla kıyaslama yaptığı zaman şu örneği veriyor, “dışarıdaki arkadaşlıklar arasında çıkan küçük bir tartışma sonucu arkadaşlığınız bir anda bitiyor. Ama askerde kurulan dostluklar böyle değil, örneğin; burada, arkadaşlarımızdan birinin bir eksiği olsa hemen diğeri devreye giriyor tıpkı bir kolyenin küçük halkaları gibiyiz. 'Hepimiz birimiz için' felsefesi ile hareket ediyoruz”.P.Er. Yalçınkayalı, askere girecek olan kişilere, askerliği ilk önce kavramaları, askerliği küçümsememeleri, üst amirlerine karşı, saygıyılı olmaları, disiplinli ve dürüst olmayı önceden kendilerine bu bilinci yerleştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
    Askerliğin yaşında yapılmasının daha iyi olduğunu kaydeden Yalçınkayalı, “askerliği ertelettirmenin bir anlamı yok, sonuçta herkes vatani görevini yerine getirecek, getirmesi de gerekiyor”dedi.
    Askerliğini yapmamış bir kişiyi, tam erkek olmayan, hayat dersi almamış düzen bilmeyen bir kişi olarak nitelendiren Yalçınkayalı, askerliğini yapmanın her şeyden önce bir gurur olduğunu vurguladı.
    Askerlikte en çok spor faaliyetlerini yapmayı sevdiğini kaydeden Yalçınkayalı, sporun kendisine daha sağlıklı ve düzenli bir hayat sağladığını söyledi.
    Askerliğin, kişinin kendini tamamlamasında, toplumda düzenli bir birey olarak yetişmesinde önemli bir rol oynadığını kaydeden Yalçınkayalı, sevdiklerinden üzülmemelerini bu bilinçle kendisini beklemelerini istedi.
    P.Er. Yalçınkayalı, askerde olduğu süre içinde hayatının daha anlamlı ve düzenli olmasını sağlayacak bir çok kazanımı olduğunu özellikle dostluk arkadaşlık paylaşma ile anne ve baba sevgisini kazandığını ve sevdiklerinin yanına sadece vatani görevini yapmış bir kişi olarak değil, bu değerleri kazanmış olan bir kişi olarak da döneceğini ifade etti.
   P.Er. Yalçınkayalı sevdiklerinden, kendisini gözyaşları ile değil, güler yüzleriyle beklemelerini isteyerek, “Ancak , o zaman ben mutlu olacağım ve yaptığım askerlik o zaman anlam kazanacak” diyor.


Ve Ailesi
    Piyade Er Hasan Yalçınkayalı'nın annesi Düriye Yalçınkayalı, oğlunun kendisine gönderdiği
“Beni gözyaşları ile değil, güler yüzleriyle beklemelerini istiyorum. Ancak , o zaman ben mutlu olacağım ve yaptığım askerlik o zaman anlam kazanacak” şeklindeki mesajından, gururlandığını belirterek, “Oğlum Hasan çevresiyle çok uyumlu, ağır başlı ve duygusal bir insandır. Ama ana yüreği evladını her zaman özler. Gözyaşları üzüntüden değil, oğluma duyduğum özlemden olacaktır” dedi.
    Oğlunun askere ilk gittiği zaman evde onun yokluğuna alışmanın pek kolay olmadığını dile getiren Düriye Yalçınkayalı, “Onu askere gönderirken gerçekten çok üzüldük ama bunun yanında oğlumun askerliğe uyum sağladığını ve herşeyin yolunda gittiğini gördüğümde, bir asker annesi olarak çok mutlu oldum” şeklinde konuştu.Düriye Yalçınkayalı, askerliği “Her Kıbrıs Türk gencinin ödemesi gereken bir borç ve gençlerin ergenlikten olgunluğa geçişini sağlayan bir adımdır” şeklinde tanımlıyor. Oğlunun çok duygusal ve yaşıtlarına göre olgun bir kişiliğe sahip olduğunu belirten Yalçınkayalı, “ben eminim ki Hasan, askerliğini anlının akıyla tamamlayıp evine dönecektir ve bunun gururunu birlikte yaşayacağız“ dedi.
    Oğlunu görmek için birliğine ziyarete gittikleri zamanlarda, onu askeri kıyafetler içinde gördüğünde çok etkilendiğini söyleyen Düriye Yalçınkayalı, onun artık hayata hazır bir yetişkin olduğunu anladığını belirtti.
    Yalçınkayalı, oğlunun and içme töreninde yaşadıklarını şöyle aktarıyor;“Hasan'ın and içme törenine gittiğimiz zaman, ben gözyaşlarıma hakim olamadım. Onu askere gönderdikten sonra yemin töreni sırasında Hasan’ımı orada görmek bana inanılmaz duygular yaşattı. Törenin ardından koğuşları, yemekhaneleri ve çocuklarımızın yaşam alanlarını gezdik ve gerçekten içim rahatladı. Askeri tesislerdeki konfor bugünkü beş yıldızlı otelleri aratmıyor. Çocuklarımızın güvende ve sağlıklı ortamlarda görevlerini yaptıklarını bilmek bir anne için gerçekten çok önemlidir”.
    Düriye Yalçınkayalı, oğluna şu mesajı iletiyor; “Sağlıklı bir şekilde askerliğini tamamla. Sen olgun bir kişiliğe sahipsin ve biliyorum ki, herkesle iyi geçinen bir karakterdesin. Seninle her zaman gurur duyduk. Seni göz yaşlarıyla değil, sevinçle bekleyeceğiz. Ama bir iki damla gözyaşım da dökülürse bil ki, üzüntüden değil sana olan özlemimdendir Oğlum. Askerliğini yaparken, kendine dikkat et, seni çok özlüyorum”.

 

    

 GÜVENLİK KUVVETLERİ  DERGİSİ