G  Ü  N  C  E  L

Aralık 2006 Sayı 70

                KIBRIS FATİHİ / KARAOĞLAN                  BÜLENT ECEVİT

 

 

Doğum yeri: İstanbul
Doğum tarihi: 28 Mayıs 1925
Annesi: Ressam Nazlı Ecevit
Babası: Kastamonu Eski Milletvekili Dr. Fahri Ecevit

EĞİTİM HAYATI:
1936-1938 Ankara Erkek Lisesi
1938-1946 İstanbul Robert Koleji
1944-1946 Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü

EVLİLİK:
1946 yılında, aynı okuldan sınıf arkadaşı Rahşan Ecevit (Aral) ile evlendi.

ÇALIŞMA HAYATI:
1944: Üniversiteye devam ederken bir yandan da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nde İngilizce çevirmeni olarak çalışma yaşamına girdi.
1946: Evlendiği yıl okulu yarım bırakarak Londra Basın Ateşeliği'nde görev aldı.
1950: Ankara'ya dönerek Ulus Gazetesi'nde sanat eleştirmenliği, fıkra yazarlığı ve çevirmenlik yaptı.
1952: Ulus Gazetesi kapanınca 'Yeni Ulus' ve Halkçı gazetelerine yazmayı sürdürdü.
1954: ABD'ye giderek 3 ay Winston Salem Journal gazetesinde çalıştı.
1957: Rockefeller bursuyla ikinci kez Amerika'ya gitti. Harvard Üniversitesi'nde 8 ay Ortadoğu tarihi ve       sosyal psikoloji üzerine çalıştı ve aynı yıl yurda döndü.

POLİTİKA HAYATI:
1957: İlk kez Ankara Milletvekili olarak Meclis'e girdi. 2,3,4,5 ve 19uncu dönemde Zonguldak, 11inci dönemde Ankara Milletvekili olarak parlamentoda görev yaptı.
1961: Çalışma Bakanı oldu
1966: CHP'de başlayan Demokratik Sol Harekete önderlik etti ve CHP Genel Sekreterliği'ne seçildi.
1971: Partisinin askeri yönetim tarafından oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına karşı çıkarak genel sekreterlikten istifa etti.
1972: 14 Mayıs'taki kurultayda İnönü'nün karşısına aday olarak çıktı ve CHP Genel Başkanlığı'na seçildi.
1973: Genel seçimlerden sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi. Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurarak 1974 yılında Başbakanlık koltuğuna oturdu. Başbakanlık döneminde Kıbrıs Barış Harekatını gerçekleştirdi.
1974-1977: İki parti arasında pürüzler çıktı. Ecevit yeni bir hükümet kuramadı ve siyasi hayatına ana muhalefet partisi lideri olarak devam etti. 1977 yılındaki genel seçimlerden sonra yine hükümeti kurmakla görevlendirildi. Azınlık hükümeti kurdu ancak güvenoyu alamadı.   1978-1979: AP, MSP ve MHP'den oluşan Cephe Hükümeti'nin gensoru ile düşürülmesinden sonra Ecevit bu kez Bağımsızlar ve DP ile ortaklık hükümeti kurdu ancak milletvekili ara seçimlerinde önemli oranda oy kaybına uğrayınca istifa etti.
1980- 1987: 12 Eylül askeri müdahalesiyle milletvekilliği sona erdi ve gözaltına alındı. Süleyman Demirel'le birlikte bir süre Hamzakoy'da kaldı. 1982 yılında yabancı basın-yayın organlarına verdiği demeçler yüzünden iki kez tutuklandı. 82 Anayasası 'yla 10 yıl siyaset yasağı getirildiği için 1983 yılında yerine eşi Rahşan Ecevit DSP Genel Başkanı oldu.
1987: Siyaset yasağı kalkınca DSP'nin Genel Başkanlığı görevini devraldı. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde DSP barajı aşamadı ve milletvekili çıkaramadı. Ecevit DSP Genel Başkanlığı'ndan ve politikadan çekildiğini açıkladı.
1989: Yeniden partisinin başına geçti.
1991-1997: Genel seçimlerde DSP'nin yüzde 11 oy alarak 7 milletvekili kazanmasıyla 11 yıl aradan sonra yeniden Meclis'e girdi. 1995 seçimlerinde partisi bu kez 75 milletvekili ile Meclis'te yerini aldı.
1997- 1999: Ecevit, Necmettin Erbakan'ın 1997 yılında istifa etmesi üzerine hükümeti kurmakla görevlendirilen Mesut Yılmaz'la ANASOL-D hükümetinde Başbakan yardımcılığı yaptı. Koalisyon CHP'nin verdiği gensoruyla 1998 yılında düşürülünce dönemin Cumhurbaşkanı Demirel hükümeti kurma görevini Ecevit'e verdi. Ecevit azınlık hükümeti konusunda DYP'den destek alamayınca görevi iade etti. Hükümeti kurma görevi bu kez Muğla Bağımsız Milletvekili, Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'e veriliyordu ki Çiller "Ecevit'in vereceği azınlık hükümetine destek verceğini açıkladı. Ecevit, 11 Ocak 1999'da Türkiye Cumhuriyeti'nin 56. hükümetini kurdu.
1999-2002: 18 Nisan 1999'da yapılan erken genel seçimler sonucu oluşturulan DSP-MHP-ANAP'ın oluşurduğu 57. Hükümette de 5. kez başbakanlık görevini üstlendi. Ecevit'in Başkanlık görevini üstlendiği hükümet, yaklaşık 3,5 yıllık dönemde birçok önemli olay yaşadı: Şubat 2001'deki Anayasa krizi, AB uyum paketleri, özelleştirme operasyonları, bankacılık sektöründeki büyük kriz... Hükümet, Ecevit'in 2002 baharında geçirdiği rahatsızlıkların ardından krize sürüklendi ve uyumunu kaybetti. Temmuzda hükümet ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli, erken seçim istediklerini açıkladı. 3 Kasım'da erken seçim yapılması kararı alındı.
2002-2006: 3 Kasım'da yapılan erken genel seçimler DSP ve ortakları için tam bir hezimet oldu. Yüzde 1.22 oy alan DSP, parlamento dışında kaldı. Ecevit, bu tarihten sonra aktif siyaset dışında kaldı. Geride ömrünün son aylarında başlattığı 'solda birlik' girişimini miras bırakarak 5 Kasım 2006 günü yaşama veda etti.

KIBRIS FATİHİ
    Ecevit'in yaşlı bir kadından aldığı Karaoğlan ismi, bir yıl sonra başbakanlığı döneminde yaşanan Kıbrıs olayıyla pekişir, Karaoğlan'a bir de Kıbrıs Fatihi eklenir. 1974 yılının Temmuz'unda Kıbrıs'ta Enosis idealinin temsilcisi Sampson'un yönetime gelmesi üzerine Ecevit, Türkiye'nin Kıbrıs'taki çıkarlarını korumak için harekete geçeceğini açıklar. Başbakan, ülkenin bu konudaki tutumunu anlatmak için İngiltere'ye gider ancak İngilizler Türkiye'nin ortak müdahale teklifini reddeder.
    ABD gelişmeler üzerine devreye girer ve dışişleri bakanlığı temsilcisini Ankara'ya gönderir. Görüşmelerde Türkiye müdahale kararında ısrarlı olduğunu vurgular. Ve sonunda 20 Temmuz 1974'te tarihi Kıbrıs Çıkarması yapılır. Halkın büyük desteğiyle gerçekleşen harekatla ilgili olarak radyoda konuşan Ecevit, amaçlarının savaş değil barış olduğunu söyler ve yalnız Türklere değil Rumlara da barış getirmek üzere  Ada'ya gittiklerini belirtir. Harekat sırasında Rumlar Ecevit'i "Sessiz Kurt" olarak tanımlayarak sakin ve barışcıl görünen Ecevit'in kararlılığına adeta övgüyle karışık bir gönderme yaparlar.
    İngiltere ve ABD'nin harekat yapmama konusunda ikna edemediği Ecevit, tarihi bir karara imza atarak, artık Karaoğlan'ın yanısıra Kıbrıs Fatihi, Mücahit Ecevit olarak da anılmaya başlar.
    Ecevit, bütün Türkler için olduğu kadar, özellikle de Kıbrıs Türkleri İçin çok önemli bir kişilikti. Bu önemi, Ecevit'i GATA'da en son ziyaret eden siyasetçi olan ve eşi Rahşan Ecevit ile görüşerek Ecevit'in Anı Defteri'ne çok güzel bir yazı yazan KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın kaleminden yazılmış satırlar ile çok iyi anlayabiliriz.
    KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, 19 Ekim 2006 tarihinde Ecevit'in Anı Defteri'ne şunları yazmıştır:
    “Sayın ECEVİT,
    “Kıbrıs Türkü olarak halkımızın bütün bireylerinin gönlünde taht kuran, kararlılığı, dürüstlüğü, saygınlığı ve cesareti ile Kıbrıs Fatihi olarak anılan Anavatanımız siyasetinin çok önemli liderlerinden birisiniz. KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak halkımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek ve sizleri bir an önce sağlıklı olarak aramızda görmek umudumuzu ve isteğimizi ifade etmek için huzurunuzdayız. “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının varlığı, bağımsızlığı ve güvenlik içinde yaşamasında Anavatan Türkiye'deki sizin gibi saygın ve kararlı liderlerin katkısı büyüktür. “Dürüst, yurtsever, cesur, kararlı, güven verici kişiliğiniz ile 32 yıl önce Kıbrıs Türkü'nün kaderini değiştiren çok önemli bir adım attınız. Kıbrıs Türkü'nün gönlünde öylesine bir yer edindiniz ki, birçoğumuzun evlerinde fotoğraflarınız en baş köşelerde hala asılı durmaktadır.
    “Sağlığınıza bir an önce kavuşmanız için Kıbrıs Türkü'nün duacı olduğunu bilmenizi istiyor, acil şifalar diliyorum. Turgay Avcı KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan yardımcısı”
    KKTC'nin bağımsız bir devlet olarak var olması ve Kıbrıs Türk halkının özgür biçimde yaşamını sürdürmesi, elbette ki, Bülent Ecevit'in kararlılığı sayesinde gerçekleşmiştir. 1974'de Kıbrıs Barış Harekatı'nda Ecevit ağzından çıkan şu cümleleri unutmak mümkün müdür ?
    “Savaş için değil barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz”
    Türk halkı ve özellikle Kıbrıs Türk halkı, Bülent Ecevit'in ölümünü kabullenemez. Ecevit, hepimizin kalbinde yaşayacaktır.
06.Kasım.2006

    Ecevit'in sadeliği giyim tarzında da kendini gösterir. Kışın hiç vazgeçmediği kasketi, tıpkı gök mavisi gömleği, kasketi, gençliğini 70'lerde yaşamış kuşağın bir bölümünün gardırobunda yerini alır. Ecevit'in adını verdiği bir başka şey de bıyık şeklidir. 70'li yıllardan beri değişmeyen "Ecevit bıyığı" stili o dönemde yine pek çok genç tarafından taklit edilir.
    Tatillerini Ankara'da geçiren, başbakanlığı sırasında yerli makam arabasına binmekte ısrar eden, yazılarını daktilosunda yazmaktan vazgeçmeyen ve bilgisayarla hiç tanışmayan, kendisini en sert şekilde eleştirenlere bile nezaket kuralları dışına çıkmadan yanıt veren biridir Ecevit'tir...
     Eşi Rahşan, Ecevit'in hayatındaki en önemli isimdir. Uzun bir yolu birlikte yürüyen ikili, her zaman birbirlerini tamamlayan, uyumlu bir çift olarak görünür. Parti ve ev işlerini kimseye bırakmayan Rahşan Hanım'ın Ecevit'in üzerinde çok büyük etkisi olduğu aşikardır hatta bu etki zaman zaman aslında her konuda son kararı Rahşan Hanım'ın verdiği izlenimini bile yaratır. Kendilerini ülkelerine adadıklarını her fırsatta dile getiren çiftin birbirlerine de özel bir düşkünlükleri vardır. Rahşan Hanım da özellikle son bir iki yıldır artan Ecevit'in sağlık durumuyla ilgili eleştirileri göğüslemiştir.
    Ecevit'in siyasi hayatı, son dönemde giderek artan sağlık problemleri nedeniyle tartışılır hale gelir ve "artık çekilmeli" diyen sesler çoğalır. "Ülkenin içinde bulunduğu koşullar gereği çekilemem" diyen Ecevit aslında geçmişte siyaset dışı hayata duyduğu özlemi dile getiren ilginç bir şiire imzasını atmıştır. 1964 tarihli, eşi Rahşan'a yazdığı "Yapamadığımız" adlı şiirde, "evrenin derdini kapının dışında bırakmanın, Rahşan Hanım yün örerken karşısında polisiye roman okumanın" özlemini anlatır. O dönemdeki dileği "vaktinde ve rahat uyuyabilmektir" ancak geçen yıllar Ecevit'e bu özlemi unutturmuş, yoğun siyaset gündemi de rahat uykulara pek izin vermemiştir.
    Şimdi rahat uyu sen Kıbrıs Fatihi; çünkü sen Türk halkının gönlünde herzaman yaşayacaksın.
*Yararlanılan Kaynak :
Bir Karaoğlan Hikayesi: Bülent Ecevit - Süleyman Kurt (Birey Yayıncılık) 2002

 

  

 GÜVENLİK KUVVETLERİ  DERGİSİ