| |
Doğum yeri: İstanbul
Doğum tarihi: 28 Mayıs 1925
Annesi: Ressam Nazlı Ecevit
Babası: Kastamonu Eski Milletvekili Dr. Fahri Ecevit
EĞİTİM HAYATI:
1936-1938 Ankara Erkek Lisesi
1938-1946 İstanbul Robert Koleji
1944-1946 Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü
EVLİLİK:
1946 yılında, aynı okuldan sınıf arkadaşı Rahşan Ecevit (Aral) ile
evlendi.
ÇALIŞMA HAYATI:
1944: Üniversiteye devam ederken bir yandan da Basın-Yayın Genel
Müdürlüğü'nde İngilizce çevirmeni olarak çalışma yaşamına girdi.
1946: Evlendiği yıl okulu yarım bırakarak Londra Basın Ateşeliği'nde
görev aldı.
1950: Ankara'ya dönerek Ulus Gazetesi'nde sanat eleştirmenliği,
fıkra yazarlığı ve çevirmenlik yaptı.
1952: Ulus Gazetesi kapanınca 'Yeni Ulus' ve Halkçı gazetelerine
yazmayı sürdürdü.
1954: ABD'ye giderek 3 ay Winston Salem Journal gazetesinde çalıştı.
1957: Rockefeller bursuyla ikinci kez Amerika'ya gitti. Harvard
Üniversitesi'nde 8 ay Ortadoğu tarihi ve sosyal
psikoloji üzerine çalıştı ve aynı yıl yurda döndü.
POLİTİKA HAYATI:
1957: İlk kez Ankara Milletvekili olarak Meclis'e girdi. 2,3,4,5 ve
19uncu dönemde Zonguldak, 11inci dönemde Ankara Milletvekili olarak
parlamentoda görev yaptı.
1961: Çalışma Bakanı oldu
1966: CHP'de başlayan Demokratik Sol Harekete önderlik etti ve CHP
Genel Sekreterliği'ne seçildi.
1971: Partisinin askeri yönetim tarafından oluşturulan hükümete
katkıda bulunmasına karşı çıkarak genel sekreterlikten istifa etti.
1972: 14 Mayıs'taki kurultayda İnönü'nün karşısına aday olarak çıktı
ve CHP Genel Başkanlığı'na seçildi.
1973: Genel seçimlerden sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi.
Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurarak 1974 yılında
Başbakanlık koltuğuna oturdu. Başbakanlık döneminde Kıbrıs Barış
Harekatını gerçekleştirdi.
1974-1977: İki parti arasında pürüzler çıktı. Ecevit yeni bir
hükümet kuramadı ve siyasi hayatına ana muhalefet partisi lideri
olarak devam etti. 1977 yılındaki genel seçimlerden sonra yine
hükümeti kurmakla görevlendirildi. Azınlık hükümeti kurdu ancak
güvenoyu alamadı. 1978-1979: AP, MSP ve MHP'den oluşan Cephe
Hükümeti'nin gensoru ile düşürülmesinden sonra Ecevit bu kez
Bağımsızlar ve DP ile ortaklık hükümeti kurdu ancak milletvekili ara
seçimlerinde önemli oranda oy kaybına uğrayınca istifa etti.

1980- 1987: 12 Eylül askeri müdahalesiyle milletvekilliği sona erdi
ve gözaltına alındı. Süleyman Demirel'le birlikte bir süre
Hamzakoy'da kaldı. 1982 yılında yabancı basın-yayın organlarına
verdiği demeçler yüzünden iki kez tutuklandı. 82 Anayasası 'yla 10
yıl siyaset yasağı getirildiği için 1983 yılında yerine eşi Rahşan
Ecevit DSP Genel Başkanı oldu.
1987: Siyaset yasağı kalkınca DSP'nin Genel Başkanlığı görevini
devraldı. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde DSP barajı aşamadı ve
milletvekili çıkaramadı. Ecevit DSP Genel Başkanlığı'ndan ve
politikadan çekildiğini açıkladı.
1989: Yeniden partisinin başına geçti.
1991-1997: Genel seçimlerde DSP'nin yüzde 11 oy alarak 7
milletvekili kazanmasıyla 11 yıl aradan sonra yeniden Meclis'e
girdi. 1995 seçimlerinde partisi bu kez 75 milletvekili ile
Meclis'te yerini aldı.
1997- 1999: Ecevit, Necmettin Erbakan'ın 1997 yılında istifa etmesi
üzerine hükümeti kurmakla görevlendirilen Mesut Yılmaz'la ANASOL-D
hükümetinde Başbakan yardımcılığı yaptı. Koalisyon CHP'nin verdiği
gensoruyla 1998 yılında düşürülünce dönemin Cumhurbaşkanı Demirel
hükümeti kurma görevini Ecevit'e verdi. Ecevit azınlık hükümeti
konusunda DYP'den destek alamayınca görevi iade etti. Hükümeti kurma
görevi bu kez Muğla Bağımsız Milletvekili, Sanayi ve Ticaret Bakanı
Yalım Erez'e veriliyordu ki Çiller "Ecevit'in vereceği azınlık
hükümetine destek verceğini açıkladı. Ecevit, 11 Ocak 1999'da
Türkiye Cumhuriyeti'nin 56. hükümetini kurdu.
1999-2002: 18 Nisan 1999'da yapılan erken genel seçimler sonucu
oluşturulan DSP-MHP-ANAP'ın oluşurduğu 57. Hükümette de 5. kez
başbakanlık görevini üstlendi. Ecevit'in Başkanlık görevini
üstlendiği hükümet, yaklaşık 3,5 yıllık dönemde birçok önemli olay
yaşadı: Şubat 2001'deki Anayasa krizi, AB uyum paketleri,
özelleştirme operasyonları, bankacılık sektöründeki büyük kriz...
Hükümet, Ecevit'in 2002 baharında geçirdiği rahatsızlıkların
ardından krize sürüklendi ve uyumunu kaybetti. Temmuzda hükümet
ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli, erken seçim istediklerini
açıkladı. 3 Kasım'da erken seçim yapılması kararı alındı.
2002-2006: 3 Kasım'da yapılan erken genel seçimler DSP ve ortakları
için tam bir hezimet oldu. Yüzde 1.22 oy alan DSP, parlamento
dışında kaldı. Ecevit, bu tarihten sonra aktif siyaset dışında
kaldı. Geride ömrünün son aylarında başlattığı 'solda birlik'
girişimini miras bırakarak 5 Kasım 2006 günü yaşama veda etti.
KIBRIS FATİHİ
Ecevit'in yaşlı bir kadından aldığı Karaoğlan ismi, bir yıl
sonra başbakanlığı döneminde yaşanan Kıbrıs olayıyla pekişir,
Karaoğlan'a bir de Kıbrıs Fatihi eklenir. 1974 yılının Temmuz'unda
Kıbrıs'ta Enosis idealinin temsilcisi Sampson'un yönetime gelmesi
üzerine Ecevit, Türkiye'nin Kıbrıs'taki çıkarlarını korumak için
harekete geçeceğini açıklar. Başbakan, ülkenin bu konudaki tutumunu
anlatmak için İngiltere'ye gider ancak İngilizler Türkiye'nin ortak
müdahale teklifini reddeder.
ABD gelişmeler üzerine devreye girer ve dışişleri bakanlığı
temsilcisini Ankara'ya gönderir. Görüşmelerde Türkiye müdahale
kararında ısrarlı olduğunu vurgular. Ve sonunda 20 Temmuz 1974'te
tarihi Kıbrıs Çıkarması yapılır. Halkın büyük desteğiyle gerçekleşen
harekatla ilgili olarak radyoda konuşan Ecevit, amaçlarının savaş
değil barış olduğunu söyler ve yalnız Türklere değil Rumlara da
barış getirmek üzere Ada'ya gittiklerini belirtir. Harekat
sırasında Rumlar Ecevit'i "Sessiz Kurt" olarak tanımlayarak sakin ve
barışcıl görünen Ecevit'in kararlılığına adeta övgüyle karışık bir
gönderme yaparlar.
İngiltere ve ABD'nin harekat yapmama konusunda ikna edemediği
Ecevit, tarihi bir karara imza atarak, artık Karaoğlan'ın yanısıra
Kıbrıs Fatihi, Mücahit Ecevit olarak da anılmaya başlar.
Ecevit, bütün Türkler için olduğu kadar, özellikle de Kıbrıs
Türkleri İçin çok önemli bir kişilikti. Bu önemi, Ecevit'i GATA'da
en son ziyaret eden siyasetçi olan ve eşi Rahşan Ecevit ile
görüşerek Ecevit'in Anı Defteri'ne çok güzel bir yazı yazan KKTC
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın kaleminden yazılmış satırlar ile
çok iyi anlayabiliriz.
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, 19
Ekim 2006 tarihinde Ecevit'in Anı Defteri'ne şunları yazmıştır:
“Sayın ECEVİT,
“Kıbrıs Türkü olarak halkımızın bütün bireylerinin gönlünde
taht kuran, kararlılığı, dürüstlüğü, saygınlığı ve cesareti ile
Kıbrıs Fatihi olarak anılan Anavatanımız siyasetinin çok önemli
liderlerinden birisiniz. KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı olarak halkımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek ve
sizleri bir an önce sağlıklı olarak aramızda görmek umudumuzu ve
isteğimizi ifade etmek için huzurunuzdayız. “Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti halkının varlığı, bağımsızlığı ve güvenlik içinde
yaşamasında Anavatan Türkiye'deki sizin gibi saygın ve kararlı
liderlerin katkısı büyüktür. “Dürüst, yurtsever, cesur, kararlı,
güven verici kişiliğiniz ile 32 yıl önce Kıbrıs Türkü'nün kaderini
değiştiren çok önemli bir adım attınız. Kıbrıs Türkü'nün gönlünde
öylesine bir yer edindiniz ki, birçoğumuzun evlerinde
fotoğraflarınız en baş köşelerde hala asılı durmaktadır .
“Sağlığınıza bir an önce kavuşmanız için Kıbrıs Türkü'nün
duacı olduğunu bilmenizi istiyor, acil şifalar diliyorum. Turgay
Avcı KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan yardımcısı”
KKTC'nin bağımsız bir devlet olarak var olması ve Kıbrıs Türk
halkının özgür biçimde yaşamını sürdürmesi, elbette ki, Bülent
Ecevit'in kararlılığı sayesinde gerçekleşmiştir. 1974'de Kıbrıs
Barış Harekatı'nda Ecevit ağzından çıkan şu cümleleri unutmak mümkün
müdür ?
“Savaş için değil barış için ve yalnız Türklere değil,
Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz”
Türk halkı ve özellikle Kıbrıs Türk halkı, Bülent Ecevit'in
ölümünü kabullenemez. Ecevit, hepimizin kalbinde yaşayacaktır.
06.Kasım.2006
Ecevit'in sadeliği giyim tarzında da kendini gösterir. Kışın
hiç vazgeçmediği kasketi, tıpkı gök mavisi gömleği, kasketi,
gençliğini 70'lerde yaşamış kuşağın bir bölümünün gardırobunda
yerini alır. Ecevit'in adını verdiği bir başka şey de bıyık
şeklidir. 70'li yıllardan beri değişmeyen "Ecevit bıyığı" stili o
dönemde yine pek çok genç tarafından taklit edilir.
Tatillerini Ankara'da geçiren, başbakanlığı sırasında yerli
makam arabasına binmekte ısrar eden, yazılarını daktilosunda
yazmaktan vazgeçmeyen ve bilgisayarla hiç tanışmayan, kendisini en
sert şekilde eleştirenlere bile nezaket kuralları dışına çıkmadan
yanıt veren biridir Ecevit'tir...
Eşi Rahşan, Ecevit'in hayatındaki en önemli isimdir.
Uzun bir yolu birlikte yürüyen ikili, her zaman birbirlerini
tamamlayan, uyumlu bir çift olarak görünür. Parti ve ev işlerini
kimseye bırakmayan Rahşan Hanım'ın Ecevit'in üzerinde çok büyük
etkisi olduğu aşikardır hatta bu etki zaman zaman aslında her konuda
son kararı Rahşan Hanım'ın verdiği izlenimini bile yaratır.
Kendilerini ülkelerine adadıklarını her fırsatta dile getiren çiftin
birbirlerine de özel bir düşkünlükleri vardır. Rahşan Hanım da
özellikle son bir iki yıldır artan Ecevit'in sağlık durumuyla ilgili
eleştirileri göğüslemiştir.
Ecevit'in siyasi hayatı, son dönemde giderek artan sağlık
problemleri nedeniyle tartışılır hale gelir ve "artık çekilmeli"
diyen sesler çoğalır. "Ülkenin içinde bulunduğu koşullar gereği
çekilemem" diyen Ecevit aslında geçmişte siyaset dışı hayata duyduğu
özlemi dile getiren ilginç bir şiire imzasını atmıştır. 1964
tarihli, eşi Rahşan'a yazdığı "Yapamadığımız" adlı şiirde, "evrenin
derdini kapının dışında bırakmanın, Rahşan Hanım yün örerken
karşısında polisiye roman okumanın" özlemini anlatır. O dönemdeki
dileği "vaktinde ve rahat uyuyabilmektir" ancak geçen yıllar
Ecevit'e bu özlemi unutturmuş, yoğun siyaset gündemi de rahat
uykulara pek izin vermemiştir.
Şimdi rahat uyu sen Kıbrıs Fatihi; çünkü sen Türk halkının
gönlünde herzaman yaşayacaksın.
*Yararlanılan Kaynak :
Bir Karaoğlan Hikayesi: Bülent Ecevit - Süleyman Kurt (Birey
Yayıncılık) 2002 |
|