TARİH TOPLUM

Mart 2006 Sayı 67

 

Yeni İtiraflar Işığında Rum Saldırısının Değerlendirilmesi


M. Ali GÖKDEL
     Güney Kıbrıs'ta son dönemlerde etkin konumda bulunan birçok kişi, çeşitli itiraflarda bulundu. Bu itiraflarla verilen bilgiler Rum Yönetimi'nin Kıbrıs sorununun nedeni olarak ortaya attığı argümanları tamamen çürütmekte ve Rum Yönetimi'nin yaptığı saldırıların nedenini açıkça ortaya koymaktadır.
   Bu yazıda kısaca bunlara değinilecektir. Kıbrıs sorunu malumdur ki Rum liderliğinin Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak (Enosis) için girişimde bulunması ve Türkleri ortadan kaldırmak istemesinden kaynaklanmıştır. Rumların amaçladığı hedef doğrultusunda saldırılar düzenlemesine Türklerin boyun eğmeyip direnç göstermesi sorunu ortaya çıkarmıştır.
    Gerçek bu iken, Rum liderliği amacını gizleyerek dünyaya Türklerin ayrılıkçı olduğunu, bu nedenle isyan ederek olaylar çıkarttığını iddia etmiştir.
  Rum propagandası yıllarca bu yalan iddiayı tekrarlayıp durmuştur.
   Gerçi Patris gazetesi 21 Nisan 1966'da AKRİTAS planını yayımlayarak Rum liderliğinin emeli doğrultusundaki belgeyi ortaya koymuştu. Fakat Rum liderliği, ortaya çıkan belgeye rağmen yine inkara yeltenerek yalanını sürdürmüş ve planın savunma planı olduğunu iddia etmişti.
Şimdi aradan yıllar geçtikten ve konjonktür değiştikten sonra Rum Yönetimi'nde etkin konumda olan kişiler bazı itiraflarda bulunmuşlardır.
   Bu itiraflardan birini de Rum Yönetimi'nde sözcülük görevinde bulunmuş eski bakanlardan Mihalis Papapetru yapmıştır.
  Mihalis Papapetru, Nisan 2005 tarihinde Güney Kıbrıs'ta yayın yapan MEGA TV'ye yaptığı ve Politis gazetesinde de yayımlanan itirafında şöyle demiştir.
  “1963'ten önce devlet ve devlet dışı unsurlar, AKRİTAS planını hayata geçirmek ve Türkleri katletmek için, ben de dahil olmak üzere, öğrencilere silah eğitimi verdi.”
   Papapetru'nun açıklaması göstermektedir ki 1960'ta Türk ve Rum halkının ortaklığında kurulan
cumhuriyeti yıkmak ve Türkleri katletmek için Rum liderliği devletin olanaklarını kullanarak plan hazırlamış ve gizlice Rum halkını bu amaç doğrultusunda eğiterek hazırlık yapmıştır.
  Kıbrıs Rum liderliği zaten Zürih-Londra anlaşması ile kabul edilen ortak bir cumhuriyeti sindiremediğini ve bunun devam ettirilemeyeceğinin sinyalini daha önceden vermişti. Rum yöneticiler bu şamayı sadece Enosis'e bir sıçrama noktası olarak gördüklerini dile getirmişlerdi.
    Kurulan Cumhuriyetin başı Makarios, verdiği demeçlerle bu yönde açıklamalarda bulunuyordu.
15 Ağustos 1962'de Cikko manastırında yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “EOKA kahramanlarının başlattığı işi bitirmek için Kıbrıs Rumları yürümeye devam etmelidir. Mücadele yeni bir şekilde devam ediyor ve hedefimize varıncaya kadar devam edecektir.”
   4 Eylül 1962'de Panayia köyünde yaptığı konuşmada ise Makarios, “Hellenizmin en büyük düşmanı olan Türk Milleti'nin bir parçası olan bu küçük Türk toplumu adadan atılmadıkça EOKA kahramanlarının görevleri sona ermiş olamaz” diyerek EOKA'nın başlattığı işi bitirmek için mücadele edileceğini ortaya koyuyordu.
EOKA'nın başladığı işi bitirmek için hazırlıkların sonuna doğru gelindiğinde ise 9 Nisan 1963'de yayımlanan London Times gazetesine şöyle diyordu: “Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması Tüm Kıbrıslı Rumların kalbinde aziz tuttuğu bir arzudur. Bir cumhuriyet kurmakla bu arzuya son vermek olanaksızdır.”
  Cumhuriyetin başı Makarios, Mihalis Papapetru'nun dediği gibi Türkleri öldürmek için AKRİTAS planını hazırlatıp planın uygulanması için gerekli tüm hazırlıkları tamamladığı zaman Türklere 13 maddelik Anayasa değişikliği önerisi sundu. Ardından da önerinin reddedilmesini bahane ederek Türklere saldırmıştır.
Mihalis Papapetru, “1963'ten önce devlet ve devlet dışı unsurlar, AKRİTAS planını hayata geçirmek ve Türkleri katletmek için, ben de dahil olmak üzere, öğrencilere silah eğitimi verdi” diyerek ortaya koyduğu gerçeği, Makarios'un doktorluğunu da yapan Rum liderlerinden Vassos Lissarides de 26 Şubat 2006 tarihinde Simerini gazetesine açıklamıştır. Lissarides açıklamasında, AKRİTAS Planı'ndan ilk başlarda haberi olmadığını, ancak saldırı olayı öncesinde Makarios'un bu konuda kendisine bilgi verdiğini belirtirken, böylece “halk ordusunun başkanı” konumuna geldiğini ve Beşparmaklar'da gönüllülerle gruplar oluşturarak, “hükümetin” himayesinde askeri eğitim aldıklarını söyledi.
   EOKA'nın temsilcisi olarak bulunduğu görüşmelerde Londra-Zürih anlaşmasına karşı çıkan Lissarides'in Makarios'un teşviki ile kurduğu silahlı “Solcu Vatanseverler Hareketi” aslında Rum liderliğinin himayesinde Türkleri öldürmek için kurulmuş sivil görünümlü silahlı örgütlerden biri idi.
    Bu örgütlerden bir diğeri de Nikos Sampson'a aitti. Lissarides, AKRİTAS planı konusunda aldığı bilgiden sonra Beşparmaklarda Türklere karşı giriştiği saldırıya “Beşparmakları özgürleştirme hareketi” demiştir.
Nikos Samson ise, isyanı bastırmak gerekçesi ve “Türkler denize” sloganı altında silahlı güçleri ile Küçük Kaymaklı'ya saldırmıştı.
   AKRİTAS Planı'nın Türklerin isyanı üzerine savunma planı olarak hazırlandığını iddia eden Rum liderliğinin iddiası gibi Samson da isyanı batırmak için saldırdığını söylüyordu.
      Ancak ne gariptir ki Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulduğu andan beri plan hazırlayan ve hazırlıklarını sürdürerek silahlanan Rum Yönetimi, isyan çıkacağı iddiasını, etnik temizlik yapma şeklinde halletmek için örgütlenmiştir. Rum liderliği, geçmişte Enosis için silahlı mücadele verenin Rum liderliği olduğu gerçeğine rağmen ne gariptir ki iddiasını Türklerin isyan edeceği şüphesine dayandırmıştır.
   Rum liderliği kurduğu komplo nedeniyle EOKA'cılardan oluşan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde sorumlu konumundaki kişiler AKRİTAS diye bir teşkilat kurarak plan yapmıştı. Teşkilat şöyle oluşmuştu.İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis Başkan, Çalışma Bakanı Tasos Papadopulos Başkan Yardımcısı, milletvekili Nikos Koşis kurmay ve Meclis Başkanı Glafkos Klerides Kurmay Dairesi Başkanı.
Komplo Türklerin isyan ettiği ve hükümetin tedbir aldığı üzerine kurulmuştu. Sampson ve Lissarides'e Rum liderliğinin himayesi ile kurdurulan silahlı güçler ise Türklerin isyanı nedeni ile sivillerin çatışma çıkardığı yalanını sürdürmek için planlanmıştı.
   Aslında ortada bir isyan hazırlığı yoktu. Bu sadece Rum liderliğinin planladığı saldırı ve yapılacak etnik temizliğe gerekçe bulmak için uydurulmuş bir iddia idi.
  Zaten 21 Nisan 1966'da yayınlanan AKRİTAS Planı'nın bazı bölümleri sakıncalı bulunarak yayımlanmamıştı. Bugün oldu hala bu bölümler yayımlanmamıştır. Yayımlanmayan bölümlerde Türklerin katline hangi grupların nasıl girişeceğinin yazılı olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

 GÜVENLİK KUVVETLERİ  DERGİSİ