|
Bir Terör Örgütü Olarak EOKA
Arş. Gör. Sibel Akgün
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü
EOKA terör örgütünün kuruluşunu,
amaçlarını, stratejisini ve terör eylemlerini anlayabilmek için
konuya tarihsel perspektifiyle bakarak bu terör örgütünün
kuruluşunun gerisinde ne gibi tarihi ve psikolojik faktörler
olduğuna bakılması gerekir. Çünkü EOKA terör örgütünün beslendiği
Rum milliyetçiliği ve bu milliyetçiliğin ana mücadelesi olan Enosis
düşüncesinin gerisinde Yunanistan bulunmaktadır.
Fatih Sultan Mehmet'in babası Yıldırım Beyazıt 1397 yılında Balkan
yarımadasının fethini tamamlayarak Bizanslıların elinde bulunan
Yunan yarımadasındaki Selanik, Teselya, Atina ve Mora'yı Osmanlı
hakimiyeti altına almıştı. Fatih Sultan Mehmet ise 1453'de
İstanbul'u alarak Doğu Roma İmparatorluğunu yıkmıştı. Böylece Bizans
İmparatorluğunu bir Helen İmparatorluğu olarak kabul eden Yunanlılar
büyük bir travma yaşamışlar ve Türklere karşı tarihi düşmanlık
tohumlarını ekmişlerdi. Zira Fatih Sultan Mehmet 1461'de Trabzon
Grek Devleti'ni (Pontus Rum Devleti) de fethederek burayı da
doğrudan Osmanlı yönetimine bağlamıştı.

1571 yılında ise II. Selim Mısır'ın alınmasından sonra güvenlik
sebebiyle daha da önemli hale gelen Kıbrıs Adasını fethetmiş ve
çıkarılan Sürgün Hükmü ile Ada da kalan 20 bin civarında askerin
yanı sıra 10 bin sanatkar aile de buraya yerleştirilmiştir. Böylece
Yunanistan 433 yıl, Rumlar ise fiili olarak 307 yıl Türk egemenliği
altında kalmıştır.
Yunanlıların 433 yıl Türk egemenliğinde kalmış olmaları,
Bizans'ın Türkler tarafından yıkılması ve “Konstantinopolis” olarak
adlandırdıkları İstanbul'un Türklerin egemenliğine geçmesi
psikolojilerinde olumsuz bir şekillenmeye neden olmuştur. Yunan
milliyetçiliği ve tarihi-psikolojik bu saplantılar Fransa, Rusya ve
İngiltere gibi Osmanlı İmparatorluğuna karşı yayılma stratejisi olan
büyük devletler tarafından da iyi değerlendirilmiş ve Yunan
ideolojisi olan Megali İdea hedefleri içinde yer alan Kıbrıs'ı kendi
topraklarına katmak için Ortodoks kilisesi başta olmak üzere tüm
kurum ve kuruluşları kullanarak tarihi kuşatılmışlık duygusundan
kurtulmak istenmiştir.
STRATEJİK NEDENLER
Yunanistan 1821 yılında bağımsızlığını kazanmış
ve bir yarımada devleti olarak büyümesinin ancak önce Osmanlı
İmparatorluğu, daha sonra ise Türkiye'den toprak almakla mümkün
olacağını anlamıştı. Bu arada Yunanistan da coğrafi konum
itibariyle, Balkanlar'da ve Doğu Akdeniz'de üstünlük kurma
mücadelesi veren sömürgeci büyük devletlerin ilgi ve nüfuz alanına
girmekteydi. Yunanlıların isyanlarla bağımsızlıklarını elde etme
hesapları Rusya'nın Boğazlardan sıcak denizlere inme, İngiltere ve
Fransa'nın Balkanlarda egemenlik kurma hesapları ile uyuşunca söz
konusu üç devletin desteğini görmesine neden olmuştu.
Yunanistan'ın stratejik olarak önce Osmanlı
İmparatorluğu daha sonra Türkiye aleyhine genişleme planı Balkan
Savaşları, Kurtuluş Savaşı ve II. Dünya Savaşı ile devam etmiş, On
İki Adalar, Girit ve Rodos'un alınması ile de Türkler Ege Denizinden
kuşatılmıştı. Kuşatmanın Akdeniz'den tamamlanması için de Kıbrıs'ın
Yunanistan'ın egemenliğine girmesi gerekiyordu.
Yunanistan bu yayılma stratejisini Megali İdea adını
verdiği milli bir çerçeve içine oturtmuş ve bu hedefini
gerçekleştirmek için mücadele vermiştir. Megali İdea kelime anlamı
ile “ Büyük Fikir, Büyük İdeal” demektir. Bu fikre göre 1453 yılında
Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen İstanbul tekrar ele
geçirilerek Yunanistan, Girit, Rodos, Anadolu ve Büyük İskender'in
ele geçirdiği İskenderiye'ye kadar olan topraklar tekrar ele
geçirilerek Helen İmparatorluğu olarak kabul edilen Büyük Bizans
İmparatorluğu kurulacaktır. Bu İmparatorluğun başkenti ise eski
Bizans'ta olduğu gibi “Konstantinopolis” olarak adlandırılan
İstanbul olacaktır.
Zaman içinde Ortodoks Kilisesi, Yunanlı şairler,
yazarlar ve Rusya tarafından beslenen bu fikir Rigos Ferreros adlı
Yunanlı bir şair tarafından 1791'de Bükreş'te hazırlanan Megali İdea
haritası ile 1796'da Viyana'da basılmış ve daha sonrada Yunan
yayılmacılığının temel belgesi olmuştur.
Megali İdeayı gerçekleştirmek için 1814 yılında Rusya'nın
Odessa şehrinde “Filiki Eterya” (Dostlar Cemiyeti) adlı bir örgüt
kurulmuş ve bu örgüt Çarlık Rusya'sının gizli desteğini almıştır.
Filiki Eterya bir süre Odessa şehrini merkez olarak kullanmış ise de
Mayıs 1818 yılında merkez İstanbul'a nakledilmiş ve faaliyetleri
Patrikhaneden yönetilmeye başlanmıştır. Bu örgütün organizasyonu ile
1821 yılında Mora isyanı başlamış ve aynı zamanda Kıbrıs ve İstanbul
da isyanlar çıkmıştır. Bu örgütün çalışmalarını Kıbrıs'a kadar
uzattığı ve başta kiliseler olmak üzere Rumlar arasında geniş bir
tabanı bulunduğu, Kıbrıs'taki ayaklanmaların perde arkasındaki
örgütlü güç olduğu bilinmektedir.
Filiki Eteryadan sonra Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasıyla 12
Kasım 1894 yılında 14 genç subay tarafından Atina'da “Ethniki Eterya”
(Milli Cemiyet) adlı bir başka gizli örgüt kurulmuş ve 1897 Osmanlı-
Yunan savaşına yol açan Girit bunalımının başta gelen sorumlusu
olmuştur. Her iki örgütte esas olarak Megali İdeayı benimsemiş ve
tüm çalışmalarını bu hedefe ulaşılması için Osmanlı toprakları
üzerinde gizli ayaklanmalar hazırlanmasına yöneltmişlerdir.
ENOSİS NEDİR ?
Enosis Megali İdea hedefi çerçevesinde Kıbrıs'ın Yunanistan'a
bağlanması, ilhak edilmesini ifade etmektedir. Kelime anlamı ile
“İLHAK” demek olan Enosis ilk Megali İdea haritasının çizildiği
1791'den beri gündemde olan bir konudur.
Bir anlamda Kıbrıs sorunun bu tarihten itibaren varolduğu
söylenebilir. Kıbrıs'ta Kilise, Patrikhane ve Yunan hükümeti
tarafından desteklenen Enosis düşüncesi yıllar boyunca kilise ve
okullarda öğretilmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısında dünya ve
bölgenin gündemini işgal eden Kıbrıs'ın ilhakı yani Enosis Megali
İdea çerçevesinde Yunanistan'ın Türkiye'yi güneyden de kuşatmasının
en önemli hedefi haline gelmiştir.
EOKA
TERÖR ÖRGÜTÜ‘NÜN KURULUŞU
Yunanistan ve Adada Enosisi isteyen Kıbrıs Ortodoks Kilisesi
önderliğindeki Rumlar Kıbrıs'ın Yunanistan'a
ilhak edilmesi için çıkarılmış olan isyanlardan, yapılmış bulunan
1950 yılı Enosis plesibitinden ve BM'ye 16 Ağustos 1954 yılında
yapılan müracaatlarından bir sonuç alamayınca meseleyi kuvvet
kullanarak çözme yolunu seçtiler. Böylece hem BM hem de İngiltere
baskı altına alınarak neticeye ulaşılmaya çalışılacaktı.
EOKA Kıbrıs'ta önce İngiliz idaresine daha sonra Adadaki Türk
halkına yönelik olarak adayı Yunanistan'a bağlamak için şiddete
başvuran bir terör örgütüdür. EOKA ile ilgili ilk gizli görüşmeler
1950 yılında başladı. 2 Temmuz 1951'de Atina'da Makarios Atina'yı
ziyaret ettiğinde “ Büyük Britanya Otelinde” Kıbrıs Çiftçiler
Birliği Başkanı (PEK) Genel Sekreteri Sokratis Loizidis ile görüşmüş
ve Kıbrıs'ta özgürlük hareketi organize edilmesi konusunu
tartışmıştı.Loizidis, kardeşi ve Grivas Mayıs 1951'de Atina'da “
Tsita “ pastanesinde buluşarak Grivas'a komitenin kuruluşu hakkında
bilgi vermişlerdir. Grivas bu toplantıda komiteye katılmayı kabul
etmiştir. 6 Haziran 1951'de Makarios, Grivas ve Sokratis Loizidis
Atina'da tekrar buluşarak atılacak adımları görüşmüşler ve Grivas'ın
Kıbrıs'a gelerek durumu yerinde görmesi kararını almışlardır. 21
Temmuz 1952'de Loizidis'in evinde Makarios, Grivas,Yunanistan eski
ordu bakanı Georgios Stratos mücadelenin başlaması için ön
hazırlıklarını yapacak olan biri siyasi diğeri askeri iki Mücadele
Komitesi komite kurulmasına karar verdi. Makarios'un yokluğunda bu
komitelere Stratos başkanlık edecekti.
Gerilla grupları oluşturmayı programlayan Grivas Atina'ya
döndüğünde “ X “ modelinde bir örgüt kurma planları yaptı. Grivas II.
Dünya savaşı yıllarında kralcı “X” örgütünü kuran ve gerilla
savaşını bilen bir kişiydi. Makarios ile “X” örgütünü partileşmeye
çalıştığı 1946 yılında tanışmıştı. 1951 Temmuz ve 1952 Ekim
aylarında Kıbrıs'a gelerek uzun süre kalan Grivas gerekli ön
hazırlıklara başladı. EOKA'nın kuruluşuna hazırlık olarak 1951 yılı
sonlarından itibaren PEON ( Pan Helen Milli Gençlik Örgütü), OHEN
(Ortodoks Hristiyan Gençlik Birliği) ve kilisenin nüfuzu altındaki
PEK (Kıbrıs Çiftçiler Birliği) Makarios tarafından
teşkilatlandırıldı. PEON, 1952'den başlayarak gelişti ve aynı yıl
içinde lise öğrencilerini örgütleyerek gösterilere girişti. 10 Mart
1953'te Makarios, Kıbrıs'ın self-determinasyon talebini ortaya
koymak için gittiği BM dönüşünde Atina'ya uğramış, Yerasimos
Konidaris'in evinde yapılan toplantıda Enosis yemini yapılmıştır.
Yemin töreninde Grivas bulunmuyordu ve yemini daha sonra
imzalamıştı. Grivas Kıbrıs'a yaptığı ziyaretlerde silah çıkarma ve
depolama yerlerini belirledikten ve çeşitli bölgelerde ilk hücreleri
oluşturduktan sonra Mart 1954'te ve Ekim 1954'te ilk iki parti
silahı Baf sahillerinden adaya çıkardı.
22 Ağustos 1954'de Yunanistan BM'den Kıbrıs'a “self
determinasyon hakkının tanınması” talebinde bulunurken Makarios 28
Ağustos 1954'de Lefkoşa'daki Faneromeni Kilisesinde büyük bir
toplantı düzenleyerek Enosis yemini yaptı. Ancak BM'ye başvurudan
olumlu sonuç alınamayınca 1955 Ocak'ında Mücadele Komitesi Adaya 9
Kasım 1954'te gizlice giren Grivasa gerilla hareketi için onay
veriyordu. Grivas eksik kalan hazırlıklarını tamamladı ve Lefkoşa'da
ilk gerilla gruplarını kurdu. Silahlı hareketin finansmanını
Makarios aracılığıyla Kıbrıs Ortodoks Kilisesi üstlendi.
Sokratis Loizidis'in tasarrufunda kurulan EMAK (Kıbrıs Ulusal
Kurtuluş Cephesi) 'ın Enosis bildirileri 23 Ocak 1955'de Ada'ya
gizli silah sevkıyatı yapan “ Ayios Georgios “ gemisine el koyan
İngilizler tarafından bulununca örgüte EOKA (Kıbrıs
Mücadelecilerinin Milli Örgütü) adı verildi. Bütün hazırlıklarını
tamamlayan EOKA mücadeleyi başlatma tarihi olarak 1821 Yunan
İhtilaline denk gelen 25 Mart 1955 tarihini belirledi. Sonunda bu
tarih 1 Nisan 1955 olarak değiştirildi, çünkü 25 Martta dolunay
vardı.
AMAÇLARI VE STRATEJİSİ
EOKA terör örgütünün amacı, Adanın Yunanistan'a ilhakı demek olan
Enosisi gerçekleştirmektir. Bu amacını gerçekleştirmek için önceleri
İngiliz sömürge yönetimini hedef alacaklarını açıklamışlar ancak
kısa süre içinde sadece sömürge yönetimine değil adada yaşayan
Türklere ve kendi prensiplerini kabul etmek istemeyen (onlara göre
komünist olan) Kıbrıslı Rumlara da yönelmiştir.
Enosis için harekete geçen EOKA terör örgütü 1960 yılına kadar yani
Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasına kadar gerçekleştirmiş olduğu terör
eylemlerini özellikle sömürge yönetimine yöneltmişti. Ancak 1960
yılında Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulması ile birlikte bu hedefleri
açık olarak adadaki Türkler olmuştur. 16 Ağustos 1960 yılında Kıbrıs
Cumhuriyetinin kurucu ortağı adadaki Türkleri ve özellikle
Cumhuriyeti yıkmayı esas hedef olarak alan EOKA terör örgütü, bu
amaçla Makarios'un hazırlattığı AKRİTAS PLANI çerçevesinde hareket
etmiştir.
AKRİTAS Planı, Kıbrıs ile Yunanistan'ı birleştirmek yani Enosisi
gerçekleştirmek üzere belirlenmiş metotlar doğrultusunda Kıbrıs
Cumhuriyetini yıkmayı amaçlayan bir plan olarak hazırlanmıştır. 21
Nisan 1966 yılında Rumca PATRİS gazetesinde yayınlanmıştır. Bu
planın hazırlayıcıları arasında AKRİTAS kod adlı İçişleri Bakanı
Yorgacis, Cumhurbaşkanı Makarios, Meclis Başkanı Klerides, Çalışma
Bakanı Tassos Papadopulos bulunmaktaydı.
Akritas Planında Siyasi planlama yanında ismi konmaksızın
“Teşkilat” olarak anılan bir Rum yeraltı teşkilatı kurulmuştur.
Kademeli olarak gidişatın bir gün silahı gerektireceği siyasi planda
yer almıştı. Cumhuriyetin İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis “
Akritas” kod adıyla teşkilatı Lefkoşa esas alarak kurmuş ve vuruş
kabiliyeti buna göre ayarlanmıştır. Genel Harekat Planında Türk
bölgelerinin kontrol altına alınması ve Türk liderlerin kaçırılması
öngörülmekteydi. Planda ayrıca her bölgede ne kadar kuvvet
bulundurulacağı, silah miktarları, hangi yerleşim birimlerine
saldırılacağı, saldırı planları ayrıntılı olarak belirlenmişti.
1955-1960 ARASI EOKA TERÖR EYLEMLERİ VE KIBRIS CUMHURİYETİNİN
KURULUŞU
Adada 1 Nisan 1955 yılında EOKA'nın çeşitli kentlerde patlattığı ilk
bombalarla terör faaliyetleri başladı. Başlangıçtaki sınırlı sabotaj
eylemleri giderek gündelik bir biçim aldı ve bireysel- toplu suikast
girişimlerinin başlatılmasına vardı. İlk hedefler polis ve
askerlerdi. Kiliselerde ve hastanelerde bile suikastlar işleniyor,
Rum halkı arasındaki hain olarak görülen kişiler öldürülüyordu.
Grivas sabotaj ve suikastların yanı sıra kitle eyleminin de terörü
destekleyici bir unsur olarak başlatılmasını öngörüyordu.
Bu aşamada 21 Haziran 1955'te Türk kesimindeki Lefkoşa polis
merkezinde patlatılan bomba bir Rum'un ölümüne ve 14'ü Türk olmak
üzere 16 kişinin yaralanmasına neden oldu. Böylece EOKA
tedhişçilerinin Türk kesiminde de silahlı, bombalı eylemler yapmaya
başlaması iki toplum arasındaki gerilimi arttırdı. Bu saldırılar
1956 yılı Ocak ayından itibaren daha da yoğunlaştı. 5-6 Haziran
1956'da Türk Haber Merkezi'nde patlayan bir bomba Rum ve Türkler
arasında kavgaya neden olmuş ve bu kavga sonunda Lefkoşa ortadan tel
örgü ile ikiye ayrılmıştı. 1956 yılı Haziran ayı sonuna kadar Adada
8 Türk ölmüş, 39 Türk ise yaralanmıştı.
Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki ilişkilerde çatışma ortamının
doğması Kıbrıs Türklerini karşı örgütlenme yoluna götürmüş, 1
Ağustos 1958 yılı öncesinde Volkan, bu tarihte ise “ Türk Mukavemet
Teşkilatı” (TMT) Kıbrıs Türklerinin direniş örgütü olarak
kurulmuştur. TMT EOKA terör örgütünün Türklere yönelik saldırılarını
yoğunlaştırması üzerine EOKA'dan iki buçuk yıl sonra kurulmuş ve
eğer EOKA Türk toplumuna ya da polislerine saldıracak olursa derhal
karşılık verileceğini bildirmiştir. TMT 1958 - 1960 ve 1963 - 1974
döneminde Türk halkının direniş örgütü olarak Rum saldırılarına
karşılık vermiştir.
Sömürge yönetimi adada EOKA eylemlerine karşı önlem almak için güvenlik
güçlerini yeniden örgütleyerek “ Olağanüstü Durum” Yasası çıkartmış,
Makarios'un EOKA bağlantısına ve adaya silah soktuğuna ilişkin
kanıtlar İngiliz hükümetine ulaşınca Başpiskoposu 9 Mart 1956
yılında Şeysel Adalarına sürgüne göndermiştir. Kıbrıs'ta ise terörün
iyiden iyiye arttığı bir döneme girilmişti. Makariossuz Kıbrıs
terörün gündelik yaşamın bir parçası haline geldiği ve adada Türk ve
Rum toplumları arasındaki karşıtlığın büsbütün ön sıraya çıktığı bir
duruma gelmiştir.
İki halk arasında ise 7 Haziran 1957'den itibaren şiddetlenen çatışmalar
özellikle karma köylere yayılmıştır. İki halk arasındaki bu
çatışmalar Temmuz ve Ağustos aylarında da sürerken İngiltere'nin
adadaki askeri gücü 20 binlere dayanıyordu. İngiliz yönetimi adadaki
çatışmaları denetim altına alamayınca Türkiye ve Yunanistan'dan
yardım istedi. Ağustos 1958'de Yunanistan ve Türkiye'nin
çağrılarıyla durdurulan adadaki toplumlararası çatışmalar bu ayın
sonunda EOKA tarafından yeniden başlatıldı. Bundan sonra iki toplum
arasında ve Rumlarla İngilizler arasında aylar sürecek bir terör
dönemi başlamıştı ve yaygın bir biçimde sivillere yönelmişti. 1958
yazında Kıbrıs iç savaşın eşiğine gelmiş, çıkan olaylar birçok Türk
ve Rum'un ölmesine, birçoğunun yaralanmasına neden olmuştur. Her iki
topluma ait ev ve işyerlerine ve diğer mal mülklerine büyük zarar
veren şiddet olayları Ankara, Atina ve Londra'daki diplomatik
girişim ve faaliyetlerin de sıklaşmasına neden olmuştur.
Kıbrıs Rum toplumu ve Kıbrıs Türk toplumu arasındaki uyuşmazlıkların
artması sonucu Makarios 1958 yılı sonunda Yunan hükümetine BM
koruyuculuğu altındaki bağımsızlık formülüne razı olacağını
bildiriyor ve Enosisi son çözüm olarak ortadan kaldırmayacak bir
bağımsızlık formülünü kabul ediyordu. 5 Aralık 1958'de BM Genel
Kurulunda tarafların barışçı, demokratik ve adil bir çözüme
ulaşabilmesi için sürekli çaba gösterileceğine olan inancını
belirttiği 1287 no’lu kararı ile Kıbrıs'ta son adımların atılması
kalıyordu. Kasım ayı sonuna kadar devam eden tedhiş eylemlerinin
ardından 24 Aralık’ta EOKA eylemlerini bir süreliğine durdurduğunu
açıklıyordu.
11 Şubat 1959 Zürih ve 16 Şubat 1959 Londra Konferansları ile Yunanistan,
Türkiye ve İngiltere'nin garantörlüğü altında anlaşmaya varılıyor ve
16 Ağustos 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyordu. Bağımsızlık
anlaşmaları imzalandıktan sonra 1 Mart'ta Makarios adaya dönüyor,
Grivas 9 Mart'ta EOKA'nın silahlarını bıraktığını açıklıyordu. 17
Mart 1959'da Grivas adadan ayrılıyor ve Atina'da kendisine General
rütbesi verilerek emekliye ayrılıyordu. İngiliz yönetimi affedilen
EOKA'cıları adadan ayrılmaya zorlamamış, pekçoğu ise silahlarını
teslim etmemişti. 1959 Mart'ından başlayarak İngilizler bir yıl
içinde yönetimi devrediyordu.
KIBRIS CUMHURİYETİ İÇİNDE EOKA EYLEMLERİ VE CUMHURİYETİN YIKILIŞI
Makarios'un , EOKA'cıların ve AKEL'in 1959 başından 1960
Ağustos'una kadar Kıbrıs Cumhuriyeti için takındıkları tutum,
bağımsızlık çözümünü içlerine sindiremedikleri ve Cumhuriyeti zoraki
bir çözüm olarak atılması gereken bir adım şeklinde
değerlendirdikleridir. Zira Türk toplumuyla yalnız kaldıkları ilk üç
yılın hemen sonunda çözümün temel taşlarını kendi avantajları
doğrultusunda yerinden oynatmak istemişlerdir. Cumhuriyetin ilk üç
yılında yeraltına geçen EOKA adaya yerleşen Yunan Alayı subaylarının
yönetiminde yeniden organize olup, silah ve cephane sağlayarak
vurucu gücünü arttırırken, Cumhurbaşkanı Makarios 6 Aralık 1963
yılında 13 maddelik Anayasa değişikliği önerisini Cumhurbaşkanı
yardımcısına sunuyordu. Cumhurbaşkanı ve yardımcısının veto
haklarının kaldırılması, bazı yasaların mecliste onaylanması için
ayrı çoğunluk şartının aranmaması, birleşik belediyelerin kurulması,
Rum Cemaati Meclisinin yürürlükten kalkması, adalet dağıtımının
birleştirilmesi, güvenlik kuvvetlerinin polis ve jandarma olarak
ikiye ayrılmasına son verilmesi gibi Cumhuriyetin fiili anlamda
yıkılmasına neden olabilecek bu önerilerin Türk toplumunca kabul
edilmemesi üzerine Akritas Planı uyarınca saldırılar başlatılmıştır.
1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarından kısa bir süre sonra AGONİTİS
adıyla Atina'da yayınlanan ve oradan da Kıbrıs'ın çeşitli
bölgelerindeki EOKA'cılara gönderilen gizli Rum gazetesiyle Türkleri
imha planı ilk kez ortaya çıkmış, 21 Nisan 1966 yılında Patris
gazetesinde yayınlanan Akritas Planı ile de Türklerin ani bir
saldırı sonucu yok edilerek adanın Yunanistan'a bağlanması
amaçlanmıştır. Bu plan çerçevesinde başlatılan ilk saldırı 21 Aralık
1963 yılında yapıldı ve1964 yılında da devam etti.
Tarihe Kanlı Noel olarak geçen 21-25 Aralık 1963'teki olaylar 21
Aralık 1963 yılının gecesinde Tahtakale ve Aspava bölgelerini
Rumların basarak iki Türkü öldürüp 5 Türkünde yaralaması ile
başlamıştır. Rum saldırıları 22 Aralık'ta şiddetini attırırken
saldırıların ağırlık merkezi Lefkoşa olmakla birlikte adanın diğer
bölgelerindeki Türklerde abluka altına alınmıştır. 26 Aralık 1963'te
Türk savaş uçakları Lefkoşa üzerinde uçuşlar yapmış ve aynı gece
İngiltere'nin arabuluculuğu ile ateşkes kararı alınmıştır. Ne var ki
Küçük Kaymaklı kasabasında ele geçirilen Türkler kurşuna dizilirken,
evler ve mallar yağma edilmiş, köyler yakılmıştır. 27 Aralık 1963
tarihinde ise ilk kez Lefkoşa'nın ateşkes hattının her iki tarafına
İngiliz gözetimi altında tarafsız bir bölge saptanmış ve 31 Aralıkta
rehinelerin serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Sonrada Yeşil
Hat olarak bilinen sınır çizilmiştir.
Cumhurbaşkanı Makarios 1 Ocak 1964 yılında Zürih ve Londra
Anlaşmalarını feshettiğini açıklarken, 4 Mart 1964 yılında BM
Güvenlik Konseyi kararı ile Kıbrıs'a Barış Gücü gönderilmesi kararı
alınmış ve 27 Mart 1964 yılında İngilizlerden Yeşil hattaki görevi
devralmıştır. Ne var ki Nisan ayı içinde de saldırılar durmamış,
Erenköy, Lefkoşa, Boğaz bölgeleri saldırıya uğramış ve bu dönemde bu
bölgelerden göçler olup, göç edilen yerlerde büyük bir iskan sorunu
ve açlık baş gösterip BM Barış Gücü yapılan mitinglerle protesto
edilmiştir.
EOKA terör örgütünün başı Grivas 9 Haziran 1964 yılında gizlice
Limasol’dan adaya girerek Yunan Genelkurmay Başkanlığı tarafından
Başkomutanlığa atanmış ve EOKA'yı yeniden düzenli birlikler şeklinde
örgütleyerek gelişinden kısa bir süre sonra ilk büyük eylemi olan
Erenköy saldırısını gerçekleştirmiştir. 1964 Ağustosunda Mansura,
Bozdağ, Selçuklu ve Alevkaya köylerine saldırılar gerçekleşmiş ve
Erenköy'e çekilen Türklere karşı karadan ve denizden Grivas
komutasında harekete geçen EOKA tedhişçileri TMT mücahitlerinin
şiddetli mukavemetiyle karşılaşmıştır. Yoğun çarpışmalardan dolayı
8-9 Ağustos günleri Türk jetleri bombardıman yapmış ve Rumlar geri
çekilmek zorunda kalmıştır. Erenköy savaşı olarak bilinen bu olaylar
sonucu 53 Rum ölmüş ve 125 Rum yaralanmıştır. Türklerden ise 12 kişi
ölmüş, 32 kişi yaralanmış ve 4 kişi kaybolmuştur.
Erenköy savaşı sonunda silah zoru ile bir yere varılamayacağını düşünen
Rumlar bu kez ekonomik abluka ile Enosis amaçlarını gerçekleştirmeye
çalışmıştır. Yollara kurulan barikatlarla ve uygulanan giriş çıkış
yasakları ile adanı % 3'lük kısmında Türk halkı ağır bir kuşatma ve
ambargo altında yaşamıştır. Rum liderliği 11 yıl boyunca adada
bulunan Türk halkının birçok hakkını kısıtlayarak , Cumhuriyet adına
bütün vergileri toplayarak kullanmıştır.
Erenköy savaşından sonra Yunanistan Kıbrıs'a fiilen asker göndermeye
ve adadaki Yunan askeri varlığını gün geçtikçe arttırmaya devam
ederken, Makarios Sovyetler Birliğinden silah alınmasına ilişkin bir
anlaşma imzalamıştır. Grivasın komutasındaki Rum Milli Muhafız
ordusu kiliselerde düzenlediği toplantılarla Rum halkının silahlanma
kampanyasına katılmasını sağlamış ve toplanan bağışlarla
Yunanistan'dan silah alınmıştır. 1965 yılından 1967 yılına kadar
adada genel bir saldırı olmazken, 1965 Mayıs'ında Türkiye ile
Yunanistan arasında başlayan görüşmeler Kıbrıs'taki Rum- Yunan
kuvvetlerinin 15 Kasım 1967'de Boğaziçi ve Geçitkale köylerine
saldırmasına kadar devam etmiştir.
Kıbrıs meselesine barışçı bir çözüm bulunması için 9 Eylül 1967'de
Türk ve Yunan başbakanlarının Keşan'da yaptıkları toplantıdan
Yunanlıların Enosiste ısrarı sebebiyle sonuç çıkmayınca 15 Kasım
1967'de Grivas komutasında Geçitkale ve Boğaziçi köylerinde
savunmasız Türklere yapılan saldırılar sonucu 28 kişi ölmüş, köyler
yağmalanmış ve tüm köylüler esir alınmıştır. Türkiye bu gelişme
üzerine müdahale hazırlıklarına başlayıp, Türk uçakları işgal edilen
köylerin üzerinde ihtar uçuşlarına başlayınca ABD'nin araya girmesi
sonucu işgal edilen Türk köylerinin boşaltılmasına, tazminat
ödenmesine, Türk bölgeleri etrafındaki kuşatmanın kaldırılmasına ve
adaya gizlice giren Yunan tümeninin geri çekilmesine karar
verilmiştir. Bunun sonucu olarak 12000 Yunan askeri ve Grivas adadan
çıkarılıyordu. Kıbrıs'ta Yunan askerlerinin geri çekilmesi işlemi 16
Ocak 1968'de tamamlanıyordu.
1970 SONRASI EOKA EYLEMLERİ VE BARIŞ HAREKATI
21 Nisan 1967'de Yunanistan'da darbe ile kralı devirerek yönetimi
ele geçiren Albaylar Cuntası sonrası kralcı olan Makarios cunta
aleyhine tavır koymuştur. 1968 yılı içinde başlayan toplumlararası
görüşmeler sürerken Kıbrıs Rum toplumu içinde de iki ayrı esas görüş
benimsenmişti. Eski EOKA'cılar ve cunta yanlısı güçler bir askeri
harekatla Kıbrıs Türk toplumundaki direnişin kısa yoldan kırılarak
Enosisin ilan edilmesini isterken, Türkiye'nin silahlı yoldan
Enosise izin vermeyeceğini anlayan Makarios uzun vadeli bir program
çerçevesinde ekonomik ve siyasal baskılarla Türk direnişinin
kırılarak Enosise ulaşılmasını benimsiyordu. Yunan Cuntası içte
prestijini güçlendirmek için Kıbrıs'ı biran önce ilhak etmek istemiş
ve Enosisi uzun vadeli mücadele ile gerçekleştirmek isteyen Makarios
ile arası açılmıştı.
Yunanistan bu çerçevede terör örgütü EOKA'yı EOKA-B adıyla yeniden
örgütledi. 1970'li yılların başından itibaren Yunan subayları bunun
için yoğun bir faaliyet gösterirken EOKA-B Mart 1970'de Makariosun
helikopterine ateş açarak suikast girişiminde bulundu. 28 Ağustos
1971'de ise Yunanistan tarafından gizlice adaya gönderilen Grivas
EOKA-B'nin başına geçti ve terör eylemleri hızla yayılmaya başladı.
Makarios'un devirip kısa yoldan Enosise ulaşmak isteyen EOKA-B
sabotaj eylemlerini yoğunlaştırıp şiddet ve terör eylemlerini
arttırırken Makarios EOKA- B'ye karşı şiddet hareketini
başlatıyordu.
1973 ve 1974'ün Temmuzuna kadar olan dönemde Kıbrıs Rumları arasında iç
savaşın eşiğine gelinirken, Makarios EOKA-B'nin Yunan Cuntasının
emri ile hareket ettiğini ve Kıbrıs'ta Yunan subaylarının EOKA-B'yi
silah, cephane, para ve örgütsel olarak desteklediğini açıklıyordu.
Terör ve şiddet olayları devam ederken 25 Haziran 1974'de bir
bildiri yayınlayan Makarios EOKA-B'yi yasadışı ilan ederek EOKA-B'yi
yönlendiren Rum Milli Muhafız Gücünü Rum yönetimine bağlayacağını
açıklıyordu.
2 Temmuz 1974'de Yunan hükümetine bir mektup gönderen Makarios EOKA-B'yi
desteklediklerinden ötürü cuntayı protesto ediyor ve Yunan
subaylarının adadan geri çekilmesini talep ediyordu. 15 Temmuz
1974'de Yunan subayları ve EOKA grupları Rum Milli Muhafız ordusu
ile darbe harekatına başlıyor ve adada yaşayan Rum toplumu arasında
çatışmalar üç gün boyunca sürüyordu. Darbe başarıya ulaştıktan sonra
EOKA'cı Nikos Sampson Devlet Başkanlığına getiriliyordu.
Darbenin sonucunda Türkiye adanın Yunanlı subayların yönettiği darbe ile
yabancı bir ülke tarafından işgal edildiğini belirtti. Zira EOKA-B'nin
amacının adanın Yunanistan'a bir yıllık süre içinde yapılacak halk
oylamasından sonra ilhakını gerçekleştirmek olduğu EOKA'cı Sampson
tarafından açıklanmıştı. Bu nedenle Türkiye adanın Yunanistan'a
ilhakını önlemek, Kıbrıs'taki Türk toplumunun güvenliğini sağlamak
ve Kıbrıs adasının bağımsızlığının korunmasını sağlamak için adaya
müdahale kararı almıştır. 20 Temmuz 1974'de adaya çıkarma yapmış ve
22 Temmuz 1974'de BM'nin ateşkes kararını kabul edip görüşmeler
yapmak üzere Cenevre'de yapılan toplantılara katılmıştır. Cenevre
görüşmelerinden de olumlu sonuç alamayınca 14-16 Ağustos tarihleri
arasında ikinci harekatı da gerçekleştirerek adanın % 38'ini ele
geçirip bugünkü sınırları çizmiştir.
Son söz olarak EOKA terör örgütünün ulusal kurtuluş örgütü olarak
sayılabilmesi için halkın ve ülkesinin bağımsızlığını savunması
gerekmektedir. Oysa EOKA önce İngilizlere ardından Kıbrıslı Türklere
karşı adanın bağımsızlığını değil bir başka ülkeye bağlanmasını,
ilhak edilmesini yani Enosis’i gerçekleştirmeye çalışan bir terör
örgütü olmuştur. Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulması öncesinde birinci
hedefleri sömürge yönetimi, ikinci hedefleri ise Enosis’e karşı
çıkması beklenen Kıbrıs Türkleri olmuştur. Kıbrıs Cumhuriyetinin
kurulmasından sonra hedef bire düşmüştür.
1-Sabahattin İsmail, Kıbrıs'ta Yunan Sorunu, Lefkoşa, 2000, Akdeniz
Haber Ajansı yay.- 5, s.5
2-Sabahattin İsmail, 150 Soruda Kıbrıs Sorunu, 1998, Kastaş yay.,
s.3
3-S. İsmail, 2000, s. 6
4-Murat, Hatipoğlu, Türk Yunan İlişkilerinin 101 Yılı, Ankara, 1988,
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yay.: 85, Seri: III, Sayı: A. 23,
s. 4
5-S. İsmail, 1998, ss. 7-8
6-http://www.brt.gov.nc.tr/KIBRISBH/MBHKIBRIS.htm
7-Nurettin Türsan, Yunan Sorunu, Ankara, 1987, Harp Akademileri
Basımevi, s. 40
8-Fikret Alasya, Kıbrıs ve Rum Yunan Sorunu, Lefkoşa, 1992, KKTC
Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yay.-24,ss.8-
9-M. Hatipoğlu, 1988, ss. 37-38
10-http://www.brt.gov.nc.tr/KIBRISBH/MBHKIBRIS.htm
11-Makarios Druşotis, Karanlık Yön EOKA, Lefkoşa, Galeri Kültür
yay., 2005, ss. 43- 47.
12-Ibid., ss. 46-49.
13-Pier Oberling, The Road to Bellapais, The Turkish Exodusto
Nothern Cyprus, Newyork, 1982, Colombia Univ. Press, s.40
14-M. Druşotis, 2005, ss.50- 52.
15-Ibid., ss. 71- 74.
16-S. İsmail, 1998, s. 72
17-Ibid., ss. 37-38
18-Şükrü Sina Gürel, Kıbrıs Tarihi ( 1878- 1960 ), II. Cilt,
İstanbul, 1985, Kaynak yay., 1985, s.104
19-S. İsmail, 1998, s. 76
20-Aydın Akkurt, Türk Mukavemet Teşkilatı, İstanbul, Seçil Ofset, ss.
38- 39.
21-S. İsmail,1998 s.116
22-Ibid, s. 41
23-Ş. S. Gürel, 1985, , ss., 144- 150.
24-Nancy, Crashaw, The Cyprus Revolt. An Account of the Struggle for
Union with Greece, George Allen and Unwin, London, Boston, Sdney,
1978, s.346-347
25-Erol Manisalı, Cyprus Yesterday and Today, İstanbul, 2000, Der
Pub., s. 40-41
26-Sabahattin İsmail, Kıbrıs Cumhuriyetinin Doğuşu ve Çöküşü,
Lefkoşa, 1992, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yay.-26,
s.125-126
27-Ahmet Tolgay, Kanlı Noel, İstanbul , 1993,Kastaş yay., s. 57-66
28-http://www.cyprus-community.com/de/index.php?LİNK=gesc_e
29-http://www.kibris.gen.tr/deutsch/probleme/beginproblem_eoka01.html
30-Ibid,
31-http://www.
kibris.gen.tr/deutsch/probleme/beginproblem_eoka10.html
32-Ibid.,
33-N.Crashaw, 1978, s.388-389
34-http://www.cyprus-community.com/deindex.php?LINK=ges_e
35-S., İsmail,1992, s.387-388
36-http://
www. sozialwiss.uni-hamburg.de/publisch/Ipw/Auf/krige/116_zypern.htm
|
|
GÜVENLİK
KUVVETLERİ DERGİSİ |
 |
|