TARİH TOPLUM

Mart 2006 Sayı 67

 

Bir Terör Örgütü Olarak EOKA     


Arş. Gör. Sibel Akgün
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü

     EOKA terör örgütünün kuruluşunu, amaçlarını, stratejisini ve terör eylemlerini anlayabilmek için konuya tarihsel perspektifiyle bakarak bu terör örgütünün kuruluşunun gerisinde ne gibi tarihi ve psikolojik faktörler olduğuna bakılması gerekir. Çünkü EOKA terör örgütünün beslendiği Rum milliyetçiliği ve bu milliyetçiliğin ana mücadelesi olan Enosis düşüncesinin gerisinde Yunanistan bulunmaktadır.
   Fatih Sultan Mehmet'in babası Yıldırım Beyazıt 1397 yılında Balkan yarımadasının fethini tamamlayarak Bizanslıların elinde bulunan Yunan yarımadasındaki Selanik, Teselya, Atina ve Mora'yı Osmanlı hakimiyeti altına almıştı. Fatih Sultan Mehmet ise 1453'de İstanbul'u alarak Doğu Roma İmparatorluğunu yıkmıştı. Böylece Bizans İmparatorluğunu bir Helen İmparatorluğu olarak kabul eden Yunanlılar büyük bir travma yaşamışlar ve Türklere karşı tarihi düşmanlık tohumlarını ekmişlerdi. Zira Fatih Sultan Mehmet 1461'de Trabzon Grek Devleti'ni (Pontus Rum Devleti) de fethederek burayı da doğrudan Osmanlı yönetimine bağlamıştı.


 

     1571 yılında ise II. Selim Mısır'ın alınmasından sonra güvenlik sebebiyle daha da önemli hale gelen Kıbrıs Adasını fethetmiş ve çıkarılan Sürgün Hükmü ile Ada da kalan 20 bin civarında askerin yanı sıra 10 bin sanatkar aile de buraya yerleştirilmiştir. Böylece Yunanistan 433 yıl, Rumlar ise fiili olarak 307 yıl Türk egemenliği altında kalmıştır.
    Yunanlıların 433 yıl Türk egemenliğinde kalmış olmaları, Bizans'ın Türkler tarafından yıkılması ve “Konstantinopolis” olarak adlandırdıkları İstanbul'un Türklerin egemenliğine geçmesi psikolojilerinde olumsuz bir şekillenmeye neden olmuştur. Yunan milliyetçiliği ve tarihi-psikolojik bu saplantılar Fransa, Rusya ve İngiltere gibi Osmanlı İmparatorluğuna karşı yayılma stratejisi olan büyük devletler tarafından da iyi değerlendirilmiş ve Yunan ideolojisi olan Megali İdea hedefleri içinde yer alan Kıbrıs'ı kendi topraklarına katmak için Ortodoks kilisesi başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşları kullanarak tarihi kuşatılmışlık duygusundan kurtulmak istenmiştir.

STRATEJİK NEDENLER
      Yunanistan 1821 yılında bağımsızlığını kazanmış ve bir yarımada devleti olarak büyümesinin ancak önce Osmanlı İmparatorluğu, daha sonra ise Türkiye'den toprak almakla mümkün olacağını anlamıştı. Bu arada Yunanistan da coğrafi konum itibariyle, Balkanlar'da ve Doğu Akdeniz'de üstünlük kurma mücadelesi veren sömürgeci büyük devletlerin ilgi ve nüfuz alanına girmekteydi. Yunanlıların isyanlarla bağımsızlıklarını elde etme hesapları Rusya'nın Boğazlardan sıcak denizlere inme, İngiltere ve Fransa'nın Balkanlarda egemenlik kurma hesapları ile uyuşunca söz konusu üç devletin desteğini görmesine neden olmuştu.
     Yunanistan'ın stratejik olarak önce Osmanlı İmparatorluğu daha sonra Türkiye aleyhine genişleme planı Balkan Savaşları, Kurtuluş Savaşı ve II. Dünya Savaşı ile devam etmiş, On İki Adalar, Girit ve Rodos'un alınması ile de Türkler Ege Denizinden kuşatılmıştı. Kuşatmanın Akdeniz'den tamamlanması için de Kıbrıs'ın Yunanistan'ın egemenliğine girmesi gerekiyordu.
     Yunanistan bu yayılma stratejisini Megali İdea adını verdiği milli bir çerçeve içine oturtmuş ve bu hedefini gerçekleştirmek için mücadele vermiştir. Megali İdea kelime anlamı ile “ Büyük Fikir, Büyük İdeal” demektir. Bu fikre göre 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen İstanbul tekrar ele geçirilerek Yunanistan, Girit, Rodos, Anadolu ve Büyük İskender'in ele geçirdiği İskenderiye'ye kadar olan topraklar tekrar ele geçirilerek Helen İmparatorluğu olarak kabul edilen Büyük Bizans İmparatorluğu kurulacaktır. Bu İmparatorluğun başkenti ise eski Bizans'ta olduğu gibi “Konstantinopolis” olarak adlandırılan İstanbul olacaktır.
     Zaman içinde Ortodoks Kilisesi, Yunanlı şairler, yazarlar ve Rusya tarafından beslenen bu fikir Rigos Ferreros adlı Yunanlı bir şair tarafından 1791'de Bükreş'te hazırlanan Megali İdea haritası ile 1796'da Viyana'da basılmış ve daha sonrada Yunan yayılmacılığının temel belgesi olmuştur.
    Megali İdeayı gerçekleştirmek için 1814 yılında Rusya'nın Odessa şehrinde “Filiki Eterya” (Dostlar Cemiyeti) adlı bir örgüt kurulmuş ve bu örgüt Çarlık Rusya'sının gizli desteğini almıştır. Filiki Eterya bir süre Odessa şehrini merkez olarak kullanmış ise de Mayıs 1818 yılında merkez İstanbul'a nakledilmiş ve faaliyetleri Patrikhaneden yönetilmeye başlanmıştır. Bu örgütün organizasyonu ile 1821 yılında Mora isyanı başlamış ve aynı zamanda Kıbrıs ve İstanbul da isyanlar çıkmıştır. Bu örgütün çalışmalarını Kıbrıs'a kadar uzattığı ve başta kiliseler olmak üzere Rumlar arasında geniş bir tabanı bulunduğu, Kıbrıs'taki ayaklanmaların perde arkasındaki örgütlü güç olduğu bilinmektedir.
   Filiki Eteryadan sonra Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasıyla 12 Kasım 1894 yılında 14 genç subay tarafından Atina'da “Ethniki Eterya” (Milli Cemiyet) adlı bir başka gizli örgüt kurulmuş ve 1897 Osmanlı- Yunan savaşına yol açan Girit bunalımının başta gelen sorumlusu olmuştur. Her iki örgütte esas olarak Megali İdeayı benimsemiş ve tüm çalışmalarını bu hedefe ulaşılması için Osmanlı toprakları üzerinde gizli ayaklanmalar hazırlanmasına yöneltmişlerdir.

ENOSİS NEDİR ?
    Enosis Megali İdea hedefi çerçevesinde Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması, ilhak edilmesini ifade etmektedir. Kelime anlamı ile “İLHAK” demek olan Enosis ilk Megali İdea haritasının çizildiği 1791'den beri gündemde olan bir konudur.
    Bir anlamda Kıbrıs sorunun bu tarihten itibaren varolduğu söylenebilir. Kıbrıs'ta Kilise, Patrikhane ve Yunan hükümeti tarafından desteklenen Enosis düşüncesi yıllar boyunca kilise ve okullarda öğretilmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısında dünya ve bölgenin gündemini işgal eden Kıbrıs'ın ilhakı yani Enosis Megali İdea çerçevesinde Yunanistan'ın Türkiye'yi güneyden de kuşatmasının en önemli hedefi haline gelmiştir.
 

EOKA TERÖR ÖRGÜTÜ‘NÜN KURULUŞU
   Yunanistan ve Adada Enosisi isteyen Kıbrıs Ortodoks Kilisesi önderliğindeki Rumlar Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhak edilmesi için çıkarılmış olan isyanlardan, yapılmış bulunan 1950 yılı Enosis plesibitinden ve BM'ye 16 Ağustos 1954 yılında yapılan müracaatlarından bir sonuç alamayınca meseleyi kuvvet kullanarak çözme yolunu seçtiler. Böylece hem BM hem de İngiltere baskı altına alınarak neticeye ulaşılmaya çalışılacaktı.
   EOKA Kıbrıs'ta önce İngiliz idaresine daha sonra Adadaki Türk halkına yönelik olarak adayı Yunanistan'a bağlamak için şiddete başvuran bir terör örgütüdür. EOKA ile ilgili ilk gizli görüşmeler 1950 yılında başladı. 2 Temmuz 1951'de Atina'da Makarios Atina'yı ziyaret ettiğinde “ Büyük Britanya Otelinde” Kıbrıs Çiftçiler Birliği Başkanı (PEK) Genel Sekreteri Sokratis Loizidis ile görüşmüş ve Kıbrıs'ta özgürlük hareketi organize edilmesi konusunu tartışmıştı.Loizidis, kardeşi ve Grivas Mayıs 1951'de Atina'da “ Tsita “ pastanesinde buluşarak Grivas'a komitenin kuruluşu hakkında bilgi vermişlerdir. Grivas bu toplantıda komiteye katılmayı kabul etmiştir. 6 Haziran 1951'de Makarios, Grivas ve Sokratis Loizidis Atina'da tekrar buluşarak atılacak adımları görüşmüşler ve Grivas'ın Kıbrıs'a gelerek durumu yerinde görmesi kararını almışlardır. 21 Temmuz 1952'de Loizidis'in evinde Makarios, Grivas,Yunanistan eski ordu bakanı Georgios Stratos mücadelenin başlaması için ön hazırlıklarını yapacak olan biri siyasi diğeri askeri iki Mücadele Komitesi komite kurulmasına karar verdi. Makarios'un yokluğunda bu komitelere Stratos başkanlık edecekti.
   Gerilla grupları oluşturmayı programlayan Grivas Atina'ya döndüğünde “ X “ modelinde bir örgüt kurma planları yaptı. Grivas II. Dünya savaşı yıllarında kralcı “X” örgütünü kuran ve gerilla savaşını bilen bir kişiydi. Makarios ile “X” örgütünü partileşmeye çalıştığı 1946 yılında tanışmıştı. 1951 Temmuz ve 1952 Ekim aylarında Kıbrıs'a gelerek uzun süre kalan Grivas gerekli ön hazırlıklara başladı. EOKA'nın kuruluşuna hazırlık olarak 1951 yılı sonlarından itibaren PEON ( Pan Helen Milli Gençlik Örgütü), OHEN (Ortodoks Hristiyan Gençlik Birliği) ve kilisenin nüfuzu altındaki PEK (Kıbrıs Çiftçiler Birliği) Makarios tarafından teşkilatlandırıldı. PEON, 1952'den başlayarak gelişti ve aynı yıl içinde lise öğrencilerini örgütleyerek gösterilere girişti. 10 Mart 1953'te Makarios, Kıbrıs'ın self-determinasyon talebini ortaya koymak için gittiği BM dönüşünde Atina'ya uğramış, Yerasimos Konidaris'in evinde yapılan toplantıda Enosis yemini yapılmıştır. Yemin töreninde Grivas bulunmuyordu ve yemini daha sonra imzalamıştı. Grivas Kıbrıs'a yaptığı ziyaretlerde silah çıkarma ve depolama yerlerini belirledikten ve çeşitli bölgelerde ilk hücreleri oluşturduktan sonra Mart 1954'te ve Ekim 1954'te ilk iki parti silahı Baf sahillerinden adaya çıkardı.
    22 Ağustos 1954'de Yunanistan BM'den Kıbrıs'a “self determinasyon hakkının tanınması” talebinde bulunurken Makarios 28 Ağustos 1954'de Lefkoşa'daki Faneromeni Kilisesinde büyük bir toplantı düzenleyerek Enosis yemini yaptı. Ancak BM'ye başvurudan olumlu sonuç alınamayınca 1955 Ocak'ında Mücadele Komitesi Adaya 9 Kasım 1954'te gizlice giren Grivasa gerilla hareketi için onay veriyordu. Grivas eksik kalan hazırlıklarını tamamladı ve Lefkoşa'da ilk gerilla gruplarını kurdu. Silahlı hareketin finansmanını Makarios aracılığıyla Kıbrıs Ortodoks Kilisesi üstlendi.
    Sokratis Loizidis'in tasarrufunda kurulan EMAK (Kıbrıs Ulusal Kurtuluş Cephesi) 'ın Enosis bildirileri 23 Ocak 1955'de Ada'ya gizli silah sevkıyatı yapan “ Ayios Georgios “ gemisine el koyan İngilizler tarafından bulununca örgüte EOKA (Kıbrıs Mücadelecilerinin Milli Örgütü) adı verildi. Bütün hazırlıklarını tamamlayan EOKA mücadeleyi başlatma tarihi olarak 1821 Yunan İhtilaline denk gelen 25 Mart 1955 tarihini belirledi. Sonunda bu tarih 1 Nisan 1955 olarak değiştirildi, çünkü 25 Martta dolunay vardı.

AMAÇLARI VE STRATEJİSİ
   EOKA terör örgütünün amacı, Adanın Yunanistan'a ilhakı demek olan Enosisi gerçekleştirmektir. Bu amacını gerçekleştirmek için önceleri İngiliz sömürge yönetimini hedef alacaklarını açıklamışlar ancak kısa süre içinde sadece sömürge yönetimine değil adada yaşayan Türklere ve kendi prensiplerini kabul etmek istemeyen (onlara göre komünist olan) Kıbrıslı Rumlara da yönelmiştir.
   Enosis için harekete geçen EOKA terör örgütü 1960 yılına kadar yani Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasına kadar gerçekleştirmiş olduğu terör eylemlerini özellikle sömürge yönetimine yöneltmişti. Ancak 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulması ile birlikte bu hedefleri açık olarak adadaki Türkler olmuştur. 16 Ağustos 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu ortağı adadaki Türkleri ve özellikle Cumhuriyeti yıkmayı esas hedef olarak alan EOKA terör örgütü, bu amaçla Makarios'un hazırlattığı AKRİTAS PLANI çerçevesinde hareket etmiştir.
   AKRİTAS Planı, Kıbrıs ile Yunanistan'ı birleştirmek yani Enosisi gerçekleştirmek üzere belirlenmiş metotlar doğrultusunda Kıbrıs Cumhuriyetini yıkmayı amaçlayan bir plan olarak hazırlanmıştır. 21 Nisan 1966 yılında Rumca PATRİS gazetesinde yayınlanmıştır. Bu planın hazırlayıcıları arasında AKRİTAS kod adlı İçişleri Bakanı Yorgacis, Cumhurbaşkanı Makarios, Meclis Başkanı Klerides, Çalışma Bakanı Tassos Papadopulos bulunmaktaydı.
   Akritas Planında Siyasi planlama yanında ismi konmaksızın “Teşkilat” olarak anılan bir Rum yeraltı teşkilatı kurulmuştur. Kademeli olarak gidişatın bir gün silahı gerektireceği siyasi planda yer almıştı. Cumhuriyetin İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis “ Akritas” kod adıyla teşkilatı Lefkoşa esas alarak kurmuş ve vuruş kabiliyeti buna göre ayarlanmıştır. Genel Harekat Planında Türk bölgelerinin kontrol altına alınması ve Türk liderlerin kaçırılması öngörülmekteydi. Planda ayrıca her bölgede ne kadar kuvvet bulundurulacağı, silah miktarları, hangi yerleşim birimlerine saldırılacağı, saldırı planları ayrıntılı olarak belirlenmişti.

1955-1960 ARASI EOKA TERÖR EYLEMLERİ VE KIBRIS CUMHURİYETİNİN KURULUŞU
  Adada 1 Nisan 1955 yılında EOKA'nın çeşitli kentlerde patlattığı ilk bombalarla terör faaliyetleri başladı. Başlangıçtaki sınırlı sabotaj eylemleri giderek gündelik bir biçim aldı ve bireysel- toplu suikast girişimlerinin başlatılmasına vardı. İlk hedefler polis ve askerlerdi. Kiliselerde ve hastanelerde bile suikastlar işleniyor, Rum halkı arasındaki hain olarak görülen kişiler öldürülüyordu. Grivas sabotaj ve suikastların yanı sıra kitle eyleminin de terörü destekleyici bir unsur olarak başlatılmasını öngörüyordu.
   Bu aşamada 21 Haziran 1955'te Türk kesimindeki Lefkoşa polis merkezinde patlatılan bomba bir Rum'un ölümüne ve 14'ü Türk olmak üzere 16 kişinin yaralanmasına neden oldu. Böylece EOKA tedhişçilerinin Türk kesiminde de silahlı, bombalı eylemler yapmaya başlaması iki toplum arasındaki gerilimi arttırdı. Bu saldırılar 1956 yılı Ocak ayından itibaren daha da yoğunlaştı. 5-6 Haziran 1956'da Türk Haber Merkezi'nde patlayan bir bomba Rum ve Türkler arasında kavgaya neden olmuş ve bu kavga sonunda Lefkoşa ortadan tel örgü ile ikiye ayrılmıştı. 1956 yılı Haziran ayı sonuna kadar Adada 8 Türk ölmüş, 39 Türk ise yaralanmıştı.
   Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki ilişkilerde çatışma ortamının doğması Kıbrıs Türklerini karşı örgütlenme yoluna götürmüş, 1 Ağustos 1958 yılı öncesinde Volkan, bu tarihte ise “ Türk Mukavemet Teşkilatı” (TMT) Kıbrıs Türklerinin direniş örgütü olarak kurulmuştur. TMT EOKA terör örgütünün Türklere yönelik saldırılarını yoğunlaştırması üzerine EOKA'dan iki buçuk yıl sonra kurulmuş ve eğer EOKA Türk toplumuna ya da polislerine saldıracak olursa derhal karşılık verileceğini bildirmiştir. TMT 1958 - 1960 ve 1963 - 1974 döneminde Türk halkının direniş örgütü olarak Rum saldırılarına karşılık vermiştir.
  Sömürge yönetimi adada EOKA eylemlerine karşı önlem almak için güvenlik güçlerini yeniden örgütleyerek “ Olağanüstü Durum” Yasası çıkartmış, Makarios'un EOKA bağlantısına ve adaya silah soktuğuna ilişkin kanıtlar İngiliz hükümetine ulaşınca Başpiskoposu 9 Mart 1956 yılında Şeysel Adalarına sürgüne göndermiştir. Kıbrıs'ta ise terörün iyiden iyiye arttığı bir döneme girilmişti. Makariossuz Kıbrıs terörün gündelik yaşamın bir parçası haline geldiği ve adada Türk ve Rum toplumları arasındaki karşıtlığın büsbütün ön sıraya çıktığı bir duruma gelmiştir.
  İki halk arasında ise 7 Haziran 1957'den itibaren şiddetlenen çatışmalar özellikle karma köylere yayılmıştır. İki halk arasındaki bu çatışmalar Temmuz ve Ağustos aylarında da sürerken İngiltere'nin adadaki askeri gücü 20 binlere dayanıyordu. İngiliz yönetimi adadaki çatışmaları denetim altına alamayınca Türkiye ve Yunanistan'dan yardım istedi. Ağustos 1958'de Yunanistan ve Türkiye'nin çağrılarıyla durdurulan adadaki toplumlararası çatışmalar bu ayın sonunda EOKA tarafından yeniden başlatıldı. Bundan sonra iki toplum arasında ve Rumlarla İngilizler arasında aylar sürecek bir terör dönemi başlamıştı ve yaygın bir biçimde sivillere yönelmişti. 1958 yazında Kıbrıs iç savaşın eşiğine gelmiş, çıkan olaylar birçok Türk ve Rum'un ölmesine, birçoğunun yaralanmasına neden olmuştur. Her iki topluma ait ev ve işyerlerine ve diğer mal mülklerine büyük zarar veren şiddet olayları Ankara, Atina ve Londra'daki diplomatik girişim ve faaliyetlerin de sıklaşmasına neden olmuştur.
  Kıbrıs Rum toplumu ve Kıbrıs Türk toplumu arasındaki uyuşmazlıkların artması sonucu Makarios 1958 yılı sonunda Yunan hükümetine BM koruyuculuğu altındaki bağımsızlık formülüne razı olacağını bildiriyor ve Enosisi son çözüm olarak ortadan kaldırmayacak bir bağımsızlık formülünü kabul ediyordu. 5 Aralık 1958'de BM Genel Kurulunda tarafların barışçı, demokratik ve adil bir çözüme ulaşabilmesi için sürekli çaba gösterileceğine olan inancını belirttiği 1287 no’lu kararı ile Kıbrıs'ta son adımların atılması kalıyordu. Kasım ayı sonuna kadar devam eden tedhiş eylemlerinin ardından 24 Aralık’ta EOKA eylemlerini bir süreliğine durdurduğunu açıklıyordu.
  11 Şubat 1959 Zürih ve 16 Şubat 1959 Londra Konferansları ile Yunanistan, Türkiye ve İngiltere'nin garantörlüğü altında anlaşmaya varılıyor ve 16 Ağustos 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyordu. Bağımsızlık anlaşmaları imzalandıktan sonra 1 Mart'ta Makarios adaya dönüyor, Grivas 9 Mart'ta EOKA'nın silahlarını bıraktığını açıklıyordu. 17 Mart 1959'da Grivas adadan ayrılıyor ve Atina'da kendisine General rütbesi verilerek emekliye ayrılıyordu. İngiliz yönetimi affedilen EOKA'cıları adadan ayrılmaya zorlamamış, pekçoğu ise silahlarını teslim etmemişti. 1959 Mart'ından başlayarak İngilizler bir yıl içinde yönetimi devrediyordu.

KIBRIS CUMHURİYETİ İÇİNDE EOKA EYLEMLERİ VE CUMHURİYETİN YIKILIŞI
   Makarios'un , EOKA'cıların ve AKEL'in 1959 başından 1960 Ağustos'una kadar Kıbrıs Cumhuriyeti için takındıkları tutum, bağımsızlık çözümünü içlerine sindiremedikleri ve Cumhuriyeti zoraki bir çözüm olarak atılması gereken bir adım şeklinde değerlendirdikleridir. Zira Türk toplumuyla yalnız kaldıkları ilk üç yılın hemen sonunda çözümün temel taşlarını kendi avantajları doğrultusunda yerinden oynatmak istemişlerdir. Cumhuriyetin ilk üç yılında yeraltına geçen EOKA adaya yerleşen Yunan Alayı subaylarının yönetiminde yeniden organize olup, silah ve cephane sağlayarak vurucu gücünü arttırırken, Cumhurbaşkanı Makarios 6 Aralık 1963 yılında 13 maddelik Anayasa değişikliği önerisini Cumhurbaşkanı yardımcısına sunuyordu. Cumhurbaşkanı ve yardımcısının veto haklarının kaldırılması, bazı yasaların mecliste onaylanması için ayrı çoğunluk şartının aranmaması, birleşik belediyelerin kurulması, Rum Cemaati Meclisinin yürürlükten kalkması, adalet dağıtımının birleştirilmesi, güvenlik kuvvetlerinin polis ve jandarma olarak ikiye ayrılmasına son verilmesi gibi Cumhuriyetin fiili anlamda yıkılmasına neden olabilecek bu önerilerin Türk toplumunca kabul edilmemesi üzerine Akritas Planı uyarınca saldırılar başlatılmıştır.
   1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarından kısa bir süre sonra AGONİTİS adıyla Atina'da yayınlanan ve oradan da Kıbrıs'ın çeşitli bölgelerindeki EOKA'cılara gönderilen gizli Rum gazetesiyle Türkleri imha planı ilk kez ortaya çıkmış, 21 Nisan 1966 yılında Patris gazetesinde yayınlanan Akritas Planı ile de Türklerin ani bir saldırı sonucu yok edilerek adanın Yunanistan'a bağlanması amaçlanmıştır. Bu plan çerçevesinde başlatılan ilk saldırı 21 Aralık 1963 yılında yapıldı ve1964 yılında da devam etti.
  Tarihe Kanlı Noel olarak geçen 21-25 Aralık 1963'teki olaylar 21 Aralık 1963 yılının gecesinde Tahtakale ve Aspava bölgelerini Rumların basarak iki Türkü öldürüp 5 Türkünde yaralaması ile başlamıştır. Rum saldırıları 22 Aralık'ta şiddetini attırırken saldırıların ağırlık merkezi Lefkoşa olmakla birlikte adanın diğer bölgelerindeki Türklerde abluka altına alınmıştır. 26 Aralık 1963'te Türk savaş uçakları Lefkoşa üzerinde uçuşlar yapmış ve aynı gece İngiltere'nin arabuluculuğu ile ateşkes kararı alınmıştır. Ne var ki Küçük Kaymaklı kasabasında ele geçirilen Türkler kurşuna dizilirken, evler ve mallar yağma edilmiş, köyler yakılmıştır. 27 Aralık 1963 tarihinde ise ilk kez Lefkoşa'nın ateşkes hattının her iki tarafına İngiliz gözetimi altında tarafsız bir bölge saptanmış ve 31 Aralıkta rehinelerin serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Sonrada Yeşil Hat olarak bilinen sınır çizilmiştir.
   Cumhurbaşkanı Makarios 1 Ocak 1964 yılında Zürih ve Londra Anlaşmalarını feshettiğini açıklarken, 4 Mart 1964 yılında BM Güvenlik Konseyi kararı ile Kıbrıs'a Barış Gücü gönderilmesi kararı alınmış ve 27 Mart 1964 yılında İngilizlerden Yeşil hattaki görevi devralmıştır. Ne var ki Nisan ayı içinde de saldırılar durmamış, Erenköy, Lefkoşa, Boğaz bölgeleri saldırıya uğramış ve bu dönemde bu bölgelerden göçler olup, göç edilen yerlerde büyük bir iskan sorunu ve açlık baş gösterip BM Barış Gücü yapılan mitinglerle protesto edilmiştir.
  EOKA terör örgütünün başı Grivas 9 Haziran 1964 yılında gizlice Limasol’dan adaya girerek Yunan Genelkurmay Başkanlığı tarafından Başkomutanlığa atanmış ve EOKA'yı yeniden düzenli birlikler şeklinde örgütleyerek gelişinden kısa bir süre sonra ilk büyük eylemi olan Erenköy saldırısını gerçekleştirmiştir. 1964 Ağustosunda Mansura, Bozdağ, Selçuklu ve Alevkaya köylerine saldırılar gerçekleşmiş ve Erenköy'e çekilen Türklere karşı karadan ve denizden Grivas komutasında harekete geçen EOKA tedhişçileri TMT mücahitlerinin şiddetli mukavemetiyle karşılaşmıştır. Yoğun çarpışmalardan dolayı 8-9 Ağustos günleri Türk jetleri bombardıman yapmış ve Rumlar geri çekilmek zorunda kalmıştır. Erenköy savaşı olarak bilinen bu olaylar sonucu 53 Rum ölmüş ve 125 Rum yaralanmıştır. Türklerden ise 12 kişi ölmüş, 32 kişi yaralanmış ve 4 kişi kaybolmuştur.
  Erenköy savaşı sonunda silah zoru ile bir yere varılamayacağını düşünen Rumlar bu kez ekonomik abluka ile Enosis amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmıştır. Yollara kurulan barikatlarla ve uygulanan giriş çıkış yasakları ile adanı % 3'lük kısmında Türk halkı ağır bir kuşatma ve ambargo altında yaşamıştır. Rum liderliği 11 yıl boyunca adada bulunan Türk halkının birçok hakkını kısıtlayarak , Cumhuriyet adına bütün vergileri toplayarak kullanmıştır.
  Erenköy savaşından sonra Yunanistan Kıbrıs'a fiilen asker göndermeye ve adadaki Yunan askeri varlığını gün geçtikçe arttırmaya devam ederken, Makarios Sovyetler Birliğinden silah alınmasına ilişkin bir anlaşma imzalamıştır. Grivasın komutasındaki Rum Milli Muhafız ordusu kiliselerde düzenlediği toplantılarla Rum halkının silahlanma kampanyasına katılmasını sağlamış ve toplanan bağışlarla Yunanistan'dan silah alınmıştır. 1965 yılından 1967 yılına kadar adada genel bir saldırı olmazken, 1965 Mayıs'ında Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan görüşmeler Kıbrıs'taki Rum- Yunan kuvvetlerinin 15 Kasım 1967'de Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırmasına kadar devam etmiştir.
   Kıbrıs meselesine barışçı bir çözüm bulunması için 9 Eylül 1967'de Türk ve Yunan başbakanlarının Keşan'da yaptıkları toplantıdan Yunanlıların Enosiste ısrarı sebebiyle sonuç çıkmayınca 15 Kasım 1967'de Grivas komutasında Geçitkale ve Boğaziçi köylerinde savunmasız Türklere yapılan saldırılar sonucu 28 kişi ölmüş, köyler yağmalanmış ve tüm köylüler esir alınmıştır. Türkiye bu gelişme üzerine müdahale hazırlıklarına başlayıp, Türk uçakları işgal edilen köylerin üzerinde ihtar uçuşlarına başlayınca ABD'nin araya girmesi sonucu işgal edilen Türk köylerinin boşaltılmasına, tazminat ödenmesine, Türk bölgeleri etrafındaki kuşatmanın kaldırılmasına ve adaya gizlice giren Yunan tümeninin geri çekilmesine karar verilmiştir. Bunun sonucu olarak 12000 Yunan askeri ve Grivas adadan çıkarılıyordu. Kıbrıs'ta Yunan askerlerinin geri çekilmesi işlemi 16 Ocak 1968'de tamamlanıyordu.

1970 SONRASI EOKA EYLEMLERİ VE BARIŞ HAREKATI
   21 Nisan 1967'de Yunanistan'da darbe ile kralı devirerek yönetimi ele geçiren Albaylar Cuntası sonrası kralcı olan Makarios cunta aleyhine tavır koymuştur. 1968 yılı içinde başlayan toplumlararası görüşmeler sürerken Kıbrıs Rum toplumu içinde de iki ayrı esas görüş benimsenmişti. Eski EOKA'cılar ve cunta yanlısı güçler bir askeri harekatla Kıbrıs Türk toplumundaki direnişin kısa yoldan kırılarak Enosisin ilan edilmesini isterken, Türkiye'nin silahlı yoldan Enosise izin vermeyeceğini anlayan Makarios uzun vadeli bir program çerçevesinde ekonomik ve siyasal baskılarla Türk direnişinin kırılarak Enosise ulaşılmasını benimsiyordu. Yunan Cuntası içte prestijini güçlendirmek için Kıbrıs'ı biran önce ilhak etmek istemiş ve Enosisi uzun vadeli mücadele ile gerçekleştirmek isteyen Makarios ile arası açılmıştı.
  Yunanistan bu çerçevede terör örgütü EOKA'yı EOKA-B adıyla yeniden örgütledi. 1970'li yılların başından itibaren Yunan subayları bunun için yoğun bir faaliyet gösterirken EOKA-B Mart 1970'de Makariosun helikopterine ateş açarak suikast girişiminde bulundu. 28 Ağustos 1971'de ise Yunanistan tarafından gizlice adaya gönderilen Grivas EOKA-B'nin başına geçti ve terör eylemleri hızla yayılmaya başladı. Makarios'un devirip kısa yoldan Enosise ulaşmak isteyen EOKA-B sabotaj eylemlerini yoğunlaştırıp şiddet ve terör eylemlerini arttırırken Makarios EOKA- B'ye karşı şiddet hareketini başlatıyordu.
  1973 ve 1974'ün Temmuzuna kadar olan dönemde Kıbrıs Rumları arasında iç savaşın eşiğine gelinirken, Makarios EOKA-B'nin Yunan Cuntasının emri ile hareket ettiğini ve Kıbrıs'ta Yunan subaylarının EOKA-B'yi silah, cephane, para ve örgütsel olarak desteklediğini açıklıyordu. Terör ve şiddet olayları devam ederken 25 Haziran 1974'de bir bildiri yayınlayan Makarios EOKA-B'yi yasadışı ilan ederek EOKA-B'yi yönlendiren Rum Milli Muhafız Gücünü Rum yönetimine bağlayacağını açıklıyordu.
  2 Temmuz 1974'de Yunan hükümetine bir mektup gönderen Makarios EOKA-B'yi desteklediklerinden ötürü cuntayı protesto ediyor ve Yunan subaylarının adadan geri çekilmesini talep ediyordu. 15 Temmuz 1974'de Yunan subayları ve EOKA grupları Rum Milli Muhafız ordusu ile darbe harekatına başlıyor ve adada yaşayan Rum toplumu arasında çatışmalar üç gün boyunca sürüyordu. Darbe başarıya ulaştıktan sonra EOKA'cı Nikos Sampson Devlet Başkanlığına getiriliyordu.
  Darbenin sonucunda Türkiye adanın Yunanlı subayların yönettiği darbe ile yabancı bir ülke tarafından işgal edildiğini belirtti. Zira EOKA-B'nin amacının adanın Yunanistan'a bir yıllık süre içinde yapılacak halk oylamasından sonra ilhakını gerçekleştirmek olduğu EOKA'cı Sampson tarafından açıklanmıştı. Bu nedenle Türkiye adanın Yunanistan'a ilhakını önlemek, Kıbrıs'taki Türk toplumunun güvenliğini sağlamak ve Kıbrıs adasının bağımsızlığının korunmasını sağlamak için adaya müdahale kararı almıştır. 20 Temmuz 1974'de adaya çıkarma yapmış ve 22 Temmuz 1974'de BM'nin ateşkes kararını kabul edip görüşmeler yapmak üzere Cenevre'de yapılan toplantılara katılmıştır. Cenevre görüşmelerinden de olumlu sonuç alamayınca 14-16 Ağustos tarihleri arasında ikinci harekatı da gerçekleştirerek adanın % 38'ini ele geçirip bugünkü sınırları çizmiştir.
  Son söz olarak EOKA terör örgütünün ulusal kurtuluş örgütü olarak sayılabilmesi için halkın ve ülkesinin bağımsızlığını savunması gerekmektedir. Oysa EOKA önce İngilizlere ardından Kıbrıslı Türklere karşı adanın bağımsızlığını değil bir başka ülkeye bağlanmasını, ilhak edilmesini yani Enosis’i gerçekleştirmeye çalışan bir terör örgütü olmuştur. Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulması öncesinde birinci hedefleri sömürge yönetimi, ikinci hedefleri ise Enosis’e karşı çıkması beklenen Kıbrıs Türkleri olmuştur. Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasından sonra hedef bire düşmüştür.


1-Sabahattin İsmail, Kıbrıs'ta Yunan Sorunu, Lefkoşa, 2000, Akdeniz Haber Ajansı yay.- 5, s.5
2-Sabahattin İsmail, 150 Soruda Kıbrıs Sorunu, 1998, Kastaş yay., s.3
3-S. İsmail, 2000, s. 6
4-Murat, Hatipoğlu, Türk Yunan İlişkilerinin 101 Yılı, Ankara, 1988, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yay.: 85, Seri: III, Sayı: A. 23, s. 4
5-S. İsmail, 1998, ss. 7-8
6-http://www.brt.gov.nc.tr/KIBRISBH/MBHKIBRIS.htm
7-Nurettin Türsan, Yunan Sorunu, Ankara, 1987, Harp Akademileri Basımevi, s. 40
8-Fikret Alasya, Kıbrıs ve Rum Yunan Sorunu, Lefkoşa, 1992, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yay.-24,ss.8-
9-M. Hatipoğlu, 1988, ss. 37-38
10-http://www.brt.gov.nc.tr/KIBRISBH/MBHKIBRIS.htm
11-Makarios Druşotis, Karanlık Yön EOKA, Lefkoşa, Galeri Kültür yay., 2005, ss. 43- 47.
12-Ibid., ss. 46-49.
13-Pier Oberling, The Road to Bellapais, The Turkish Exodusto Nothern Cyprus, Newyork, 1982, Colombia Univ. Press, s.40
14-M. Druşotis, 2005, ss.50- 52.
15-Ibid., ss. 71- 74.
16-S. İsmail, 1998, s. 72
17-Ibid., ss. 37-38
18-Şükrü Sina Gürel, Kıbrıs Tarihi ( 1878- 1960 ), II. Cilt, İstanbul, 1985, Kaynak yay., 1985, s.104
19-S. İsmail, 1998, s. 76
20-Aydın Akkurt, Türk Mukavemet Teşkilatı, İstanbul, Seçil Ofset, ss. 38- 39.
21-S. İsmail,1998 s.116
22-Ibid, s. 41
23-Ş. S. Gürel, 1985, , ss., 144- 150.
24-Nancy, Crashaw, The Cyprus Revolt. An Account of the Struggle for Union with Greece, George Allen and Unwin, London, Boston, Sdney, 1978, s.346-347
25-Erol Manisalı, Cyprus Yesterday and Today, İstanbul, 2000, Der Pub., s. 40-41
26-Sabahattin İsmail, Kıbrıs Cumhuriyetinin Doğuşu ve Çöküşü, Lefkoşa, 1992, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yay.-26, s.125-126
27-Ahmet Tolgay, Kanlı Noel, İstanbul , 1993,Kastaş yay., s. 57-66
28-http://www.cyprus-community.com/de/index.php?LİNK=gesc_e
29-http://www.kibris.gen.tr/deutsch/probleme/beginproblem_eoka01.html
30-Ibid,
31-http://www. kibris.gen.tr/deutsch/probleme/beginproblem_eoka10.html
32-Ibid.,
33-N.Crashaw, 1978, s.388-389
34-http://www.cyprus-community.com/deindex.php?LINK=ges_e
35-S., İsmail,1992, s.387-388
36-http:// www. sozialwiss.uni-hamburg.de/publisch/Ipw/Auf/krige/116_zypern.htm

 

 

 GÜVENLİK KUVVETLERİ  DERGİSİ