|
Gönül Birliği ile Cumhuriyetten Cumhuriyete

İngiliz Sömürge İdaresi ile
birlikte Kıbrıs Türk halkı için kötü günler başlar. Kıbrıs
adasındaki huzur da bozulur.
Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlayarak Yunan toprağı yapmak isteyen Rumlar
harekete geçer. Türk halkı için artık endişeli günler başlamıştır.
Kıbrıs Türkleri toplumsal varlığını koruma yönünde sıkıntılar
yaşamaktadır. Bu arada Anavatan Türkiye'de de durum çok kötüdür.
Düşman Anadolu'yu işgal ederken Mustafa Kemal'in önderliğinde
Kurtuluş Savaşı başlatılır. Mustafa Kemal'in önderliğinde Kurtuluş
Savaşı'nın başlatılması Kıbrıs Türkleri için de umut kaynağı olur.
Ancak, Yunanlıların Anadolu’yu işgal hareketine girişmesi
Kıbrıs Rumlarının saldırganlığını ve cüretini artırmasına neden
olur. Hatta, işgal hareketine yardımcı olmak üzere Anadolu'ya
gitmelerine neden olur. Kafileler halinde Yunan işgalcilerin safında
savaşmak üzere giderler.
Kıbrıs'ta Türklere yönelik sataşma, tahrik ve saldırganlık da
aynı zamanda artar. Kıbrıs Türkleri ise Kurtuluş Savaşı’nın başarıya
ulaşması için dua eder. Kimisi Anadolu’ya ulaşarak bu harekete
yardımcı olur. Kıbrıs Türk Halkı Kurtuluş Savaşı'nın başarıya
ulaşması için elinden ne geliyorsa hepsini yapmaya çalışır. Kurtuluş
Savaşı'na yardım kampanyaları düzenlenir. Gazetelerde Kurtuluş
Savaşı ile ilgili haberlere büyük yer verilir.
Böylece Anadolu'da Kurtuluş Savaşı verilirken Kıbrıs'ta da adeta bir
sinir savaşı veriliyordu.
Kaderimiz artık birdi. Türk Ulusu'nun Kurtuluş Savaşı'nın
başarılı olması, onun kopmaz bir parçası olan bizlerin de
kurtuluşumuz ve esenliğimiz için gerekliydi.
Buna inanarak yola koyulduk. Bu inanç ve azimle mücadele
ettik. Anadolu'dan gelen acı haberlerle üzüldük, moralimiz bozuldu.
Gelen mutlu haberlerle sevindik, umutlandık.
Türk Ordusu İzmir'e girdiği zaman Lefkoşa Atatürk Meydanı'na
doluşarak kurbanlar kestik. Sevincimizi ve coşkumuzu dünya aleme
gösterdik.
Mustafa Kemal'e umutla “Atam bizi de kurtar” diye mesaj
çektik. Kurtuluş Savaşı’na inandığımız, başarıya ulaşması için çaba
harcadığımız kadar Cumhuriyetin ilanını da sevinçle karşıladık.
Cumhuriyete canı gönülden inandık, başarılı olması için elimizden
geleni yaptık. Çocuklarımızın Cumhuriyet çocuğu olarak yetişmesi
için seferber olduk.
Biz İngiliz sömürge İdaresi'nde de olsak Türk Ulusu'nun
kopmaz bir parçası idik. Bu bilinçle Atatürk inkılaplarını günü
gününe takip ettik. İnkılaplara anında uyduk. Harf inkılabı ile
birlikte gazetelerimiz de okullarımız da latin alfabesine geçti.
Bunun için bizzat Atatürk'ten yardım istedik. Gönlümüz bir inancımız
birdi. Bu cumhuriyete inanmanın, azimle çaba göstermenin sonucu
olarak zorluklara, düşmanca hareketlere direndik. Varlığımızı
koruduk. Anavatan Türkiye'nin garantörümüz olmasını, adaya Türk
askerinin gelişini bu inanç ve azmin sonucu olarak gördük.
Cumhuriyete inanmanın güvenmenin semeresini gün geldi biz de
Cumhuriyete kavuşmakla gördük. Cumhuriyete güvenerek çıktığımız
yolda Cumhuriyete kavuştuk. Gönül birliği ile Cumhuriyetten
Cumhuriyete geldik. Cumhuriyetten Cumhuriyete gönül birliği öylesine
güçlendi, öylesine pekişti ki artık kimse bu birliği bozamaz. Çünkü
biz kaderimizi Cumhuriyetle çizdik.
|
|
TÜRKİYE'DEN KIBRIS'A GÖNDERİLEN
TEŞEKKÜR MEKTUBU
TBMM
Hükümeti'nin Matbuat ve İstihbarat-ı Müdüriyet-i Umumiyesi'nden 21
Ağustos 1922'de gönderilen ve 16 Eylül 1922 tarihli “Söz”
gazetesinde de yayımlanan “Teşekkür Mektubu”nun metni. (Merhum İzzet
Rıza Yalın'ın arşivinden)
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Matbuat ve İstihbarat-ı
Müdüriyet-i Umumiyesi Matbuat Şubesi.
Ankara, 21 Ağustos 338,

Kıbrıs'ta Lefkoşe kasabasında münteşir Söz
Gazetesi Müdüriyet-i Aliyesine,
Anadolu her türlü mevani ve müşkülata göğüs gererek hayat ve
istiklalini teminden ibaret olan gaye-i mukaddesasına doğru azimkar
ilerlerken dava-i millisine karşı Türk ve İslam aleminin göstermekte
olduğu teveccüh ve müzaheret-i samimaneden fevkalhad mütehassis
bulunmaktadır.
Bu yüksek alakanın husul ve idamesinde kıymetli bir amil olan
neşriyat-ı vatanperveranenizden dolayı bilhassa arz-ı teşekkür eder
ve mücahedat-ı meşkurenizde devamınız ricasıyle teyid-i ihtiram
eylerim efendim.
Matbuat ve İstihbarat-ı Müdür-i Umumisi
Ağaoğlu Ahmet.” |
29 Ekim
1923 Akşamı
Kıbrıs
Cumhuriyet
ilanı Kıbrıs'ta nasıl karşılandı?
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilan edildiği dönemde İngiliz Sömürge
İdaresi altındaki Kıbrıs'ta öğretmenlik yapan Melahat Hacıbulgur,
Hıfsiye Ziya Hacıbulgur ve Kadriye Hacıbulgur kardeşler 29 Ekim
1923’te Cumhuriyet ilanının Kıbrıs'ta karşılanışını şöyle
anlatıyorlar:
29 Ekim 1923 akşamı geç saatlerde evimizin kapısı çalınmış ve
babamıza bir telgraf verilmişti. Telgrafta, Atatürk'ün Cumhuriyeti
ilan ettiği belirtiliyordu. Sevinçten sabaha kadar uyumadık ve
ertesi günü okulda yapacaklarımızı planladık. Okula gidince, ilk
işimiz öğrencilere müjdeyi vermek oldu. Bu günden itibaren derslere
başlamazdan önce, Atatürk resminin öğrenciler tarafından tahtaya
çizilmesi ve hep beraber “Yaşasın Gazi Mustafa Kemal” sözünü
söylemek prensibimiz olmuştu.
İngiliz yetkililer yaptıklarımızı haber alınca sık sık
okullara giderek ders saatlerinde sınıflara baskın düzenlerlerdi.
Atatürk'ün resmini gördükleri zaman bizi sürgün tehditleriyle
korkutmaya çalışırlardı. Fakat biz bu tehditlerden korkmadık ve her
gün gizlice Atatürk resimlerinin çizilmesine ve şiirler okumaya
devam ettik.”
(Reşat Akar, Atatürkçü Kıbrıs Türkleri) |