T A R İ H  - T O P L U M

Aralık 2004 Sayı 62

 

Gönül Birliği ile Cumhuriyetten Cumhuriyete

  

    İngiliz Sömürge İdaresi ile birlikte Kıbrıs Türk halkı için kötü günler başlar. Kıbrıs adasındaki huzur da bozulur.
    Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlayarak Yunan toprağı yapmak isteyen Rumlar harekete geçer. Türk halkı için artık endişeli günler başlamıştır.
    Kıbrıs Türkleri toplumsal varlığını koruma yönünde sıkıntılar yaşamaktadır. Bu arada Anavatan Türkiye'de de durum çok kötüdür. Düşman Anadolu'yu işgal ederken Mustafa Kemal'in önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlatılır. Mustafa Kemal'in önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nın başlatılması Kıbrıs Türkleri için de umut kaynağı olur.
    Ancak, Yunanlıların Anadolu’yu işgal hareketine girişmesi Kıbrıs Rumlarının saldırganlığını ve cüretini artırmasına neden olur. Hatta, işgal hareketine yardımcı olmak üzere Anadolu'ya gitmelerine neden olur. Kafileler halinde Yunan işgalcilerin safında savaşmak üzere giderler.
    Kıbrıs'ta Türklere yönelik sataşma, tahrik ve saldırganlık da aynı zamanda artar. Kıbrıs Türkleri ise Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşması için dua eder. Kimisi Anadolu’ya ulaşarak bu harekete yardımcı olur. Kıbrıs Türk Halkı Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşması için elinden ne geliyorsa hepsini yapmaya çalışır. Kurtuluş Savaşı'na yardım kampanyaları düzenlenir. Gazetelerde Kurtuluş Savaşı ile ilgili haberlere büyük yer verilir.
Böylece Anadolu'da Kurtuluş Savaşı verilirken Kıbrıs'ta da adeta bir sinir savaşı veriliyordu.
    Kaderimiz artık birdi. Türk Ulusu'nun Kurtuluş Savaşı'nın başarılı olması, onun kopmaz bir parçası olan bizlerin de kurtuluşumuz ve esenliğimiz için gerekliydi.
    Buna inanarak yola koyulduk. Bu inanç ve azimle mücadele ettik. Anadolu'dan gelen acı haberlerle üzüldük, moralimiz bozuldu. Gelen mutlu haberlerle sevindik, umutlandık.
   Türk Ordusu İzmir'e girdiği zaman Lefkoşa Atatürk Meydanı'na doluşarak kurbanlar kestik. Sevincimizi ve coşkumuzu dünya aleme gösterdik.
    Mustafa Kemal'e umutla “Atam bizi de kurtar” diye mesaj çektik. Kurtuluş Savaşı’na inandığımız, başarıya ulaşması için çaba harcadığımız kadar Cumhuriyetin ilanını da sevinçle karşıladık. Cumhuriyete canı gönülden inandık, başarılı olması için elimizden geleni yaptık. Çocuklarımızın Cumhuriyet çocuğu olarak yetişmesi için seferber olduk.
    Biz İngiliz sömürge İdaresi'nde de olsak Türk Ulusu'nun kopmaz bir parçası idik. Bu bilinçle Atatürk inkılaplarını günü gününe takip ettik. İnkılaplara anında uyduk. Harf inkılabı ile birlikte gazetelerimiz de okullarımız da latin alfabesine geçti. Bunun için bizzat Atatürk'ten yardım istedik. Gönlümüz bir inancımız birdi. Bu cumhuriyete inanmanın, azimle çaba göstermenin sonucu olarak zorluklara, düşmanca hareketlere direndik. Varlığımızı koruduk. Anavatan Türkiye'nin garantörümüz olmasını, adaya Türk askerinin gelişini bu inanç ve azmin sonucu olarak gördük.
    Cumhuriyete inanmanın güvenmenin semeresini gün geldi biz de Cumhuriyete kavuşmakla gördük. Cumhuriyete güvenerek çıktığımız yolda Cumhuriyete kavuştuk. Gönül birliği ile Cumhuriyetten Cumhuriyete geldik. Cumhuriyetten Cumhuriyete gönül birliği öylesine güçlendi, öylesine pekişti ki artık kimse bu birliği bozamaz. Çünkü biz kaderimizi Cumhuriyetle çizdik.

 

   

TÜRKİYE'DEN KIBRIS'A GÖNDERİLEN

TEŞEKKÜR  MEKTUBU

    TBMM Hükümeti'nin Matbuat ve İstihbarat-ı Müdüriyet-i Umumiyesi'nden 21 Ağustos 1922'de gönderilen ve 16 Eylül 1922 tarihli “Söz” gazetesinde de yayımlanan “Teşekkür Mektubu”nun metni. (Merhum İzzet Rıza Yalın'ın arşivinden)
   “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Matbuat ve İstihbarat-ı Müdüriyet-i Umumiyesi Matbuat Şubesi.
         Ankara, 21 Ağustos 338,
 

    Kıbrıs'ta Lefkoşe kasabasında münteşir Söz Gazetesi Müdüriyet-i Aliyesine,
    Anadolu her türlü mevani ve müşkülata göğüs gererek hayat ve istiklalini teminden ibaret olan gaye-i mukaddesasına doğru azimkar ilerlerken dava-i millisine karşı Türk ve İslam aleminin göstermekte olduğu teveccüh ve müzaheret-i samimaneden fevkalhad mütehassis bulunmaktadır.
    Bu yüksek alakanın husul ve idamesinde kıymetli bir amil olan neşriyat-ı vatanperveranenizden dolayı bilhassa arz-ı teşekkür eder ve mücahedat-ı meşkurenizde devamınız ricasıyle teyid-i ihtiram eylerim efendim.

Matbuat ve İstihbarat-ı Müdür-i Umumisi

Ağaoğlu Ahmet.”

      29 Ekim 1923 Akşamı

                                                                                                          Kıbrıs

    Cumhuriyet ilanı Kıbrıs'ta nasıl karşılandı?
    Türkiye Cumhuriyeti'nin ilan edildiği dönemde İngiliz Sömürge İdaresi altındaki Kıbrıs'ta öğretmenlik yapan Melahat Hacıbulgur, Hıfsiye Ziya Hacıbulgur ve Kadriye Hacıbulgur kardeşler 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilanının Kıbrıs'ta karşılanışını şöyle anlatıyorlar:
    29 Ekim 1923 akşamı geç saatlerde evimizin kapısı çalınmış ve babamıza bir telgraf verilmişti. Telgrafta, Atatürk'ün Cumhuriyeti ilan ettiği belirtiliyordu. Sevinçten sabaha kadar uyumadık ve ertesi günü okulda yapacaklarımızı planladık. Okula gidince, ilk işimiz öğrencilere müjdeyi vermek oldu. Bu günden itibaren derslere başlamazdan önce, Atatürk resminin öğrenciler tarafından tahtaya çizilmesi ve hep beraber “Yaşasın Gazi Mustafa Kemal” sözünü söylemek prensibimiz olmuştu.
    İngiliz yetkililer yaptıklarımızı haber alınca sık sık okullara giderek ders saatlerinde sınıflara baskın düzenlerlerdi. Atatürk'ün resmini gördükleri zaman bizi sürgün tehditleriyle korkutmaya çalışırlardı. Fakat biz bu tehditlerden korkmadık ve her gün gizlice Atatürk resimlerinin çizilmesine ve şiirler okumaya devam ettik.”
(Reşat Akar, Atatürkçü Kıbrıs Türkleri)

 GÜVENLİK KUVVETLERİ  DERGİSİ