|
|
G Ü N C E
L |
Haziran 2004 Sayı 60 |
Tüm önlemlere
rağmen, Trafik kazalarına “DUR” diyemiyoruz...
“Trafik Canavarı”

Küçük ülkemizde 30 yılda
1300’den fazla “Trafik Şehidi” verdik.
Motorlu veya
motorsuz her çeşit aracı, yayaları, yedekte çekilen, sürülen veya
güdülen tüm hayvanları, karayolları üzerindeki unsurların tüm hal ve
hareketlerine trafik denir.
Tanımından da anlaşılacağı gibi
trafik sadece trafik polislerinin, araç sürücülerinin veya herhangi bir
kesimin değil, tüm insanlığın sorunudur. Hem de çözümlenmesi zor ve
karmaşık bir sorundur. Öyle bir sorun ki alınan tüm önlemlere rağmen
trafik ve trafikte kaybettiklerimiz yaşamımızın büyük bir bölümünü
etkilemektedir. Toplumumuzda hiç kimsenin trafikten olumsuz olarak
etkilenmediği söylenemez. Üstelik biz istesek de istemesek de trafiğin
ve trafik tehlikelerinin tehdidi altında bulunmaktayız. Düşünün
insanoğlu daha doğmadan annesinin karnında bile trafiğin tehdidi
altındadır. Bu tehdit doğumundan sonra ömür boyu sürer ve ölümünden
sonra cenaze aracında mezara giderken dahi devam eder. Hayatımızda bu
kadar önemli yer tutan trafiğe biz toplum olarak ne kadar önem
veriyoruz? diye kendi kendimize sorduğumuzda alacağımız cevap kesinlikle
toplum olarak “trafiğe gerekli önemi vermiyoruz” olacaktır.
3-9 Mayıs 2004 tarihleri
arasında trafik haftası nedeniyle Polis Genel Müdürlüğü tarafından
etkinlikler düzenlenmiştir. Bu etkinlikler kapsamında ülkemiz genelinde
çeşitli sergiler açılmış, konferanslar verilmiş, halkın dikkatini
trafiğe çekebilmek için öğretici el ilanları ve afişler dağıtılmıştır.
Buradaki amaç insanlarımızın dikkatini, trafiğe ve trafik kazaları ile
kaybettiklerimize çekilmesiydi. Çünkü trafik kazaları ülkemizde büyük
can ve mal kaybına neden olmaktadır. 1974 yılından bu güne kadar
ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında 1318 kişi yaşamını
yitirmiştir. Ülkemizde sadece 2003 yılında meydana gelen 2502 trafik
kazasında 53 kişi yaşamını yitirirken 1373 kişi de yaralanmıştır. Yine
bu kazalarda 5.566.186.000.000 Tl. tahmini hasar meydana gelmiştir. Bu
küçük ülkemizde 30 yılda 1318 insanımızı kaybettiğimiz trafikte toplum
olarak üzerimize düşen görevi yaptığımız söylenemez. Sadece her ölümle
neticelenen trafik kazasından sonra birkaç gün trafik ve trafik kazaları
gündemde kalıyor. Daha sonra unutularak normal yaşamımıza dönüyoruz.
Hiçbir şeyden ders almadan kural ihlallerine devam ediyoruz. Oysa
200.000 nüfuslu ülkemizde 1318 kişinin trafik kazalarında yaşamını
yitirmesi herkesin ailesinden veya yakın çevresinden bir veya daha fazla
kişiyi trafiğe kurban verdiği anlamına gelmektedir. Yukarıda
bahsedildiği gibi trafikte ölümleri çok çabuk unutuyoruz. Unutuyor ve
alınması gereken önlemleri almıyoruz. Unutuyor ve trafik kurallarına
uymuyoruz. Unutuyor ve trafikte sürat yapmaya, alkollü ve dikkatsiz araç
kullanmaya devam ediyoruz.
Trafik kazaları sadece
ülkemizin sorunu değil, tüm dünyanın sorunudur aslında. Hiçbir ülke
trafik sorununun tamamen ortadan kaldırabilmiş veya halledebilmiş
durumda değildir. Ancak alınan önlemlerle bu sorun en aza
indirilebilmiştir. Trafik sorununun az da olsa önüne geçebilmek için üç
ana unsurun bir arada ve eş zamanlı olarak yürürlüğe girmesi
gerekmektedir. Bunlar;
-
Alt yapı
-
Eğitim
-
Denetim.
Trafikte meydana gelen kazaların
azaltılabilmesi için trafik yoğunluğuna ve yolu
kullanan unsurlara uygun alt yapı
yapılması gerekir. Yani yollarımızın dünya standartlarında olması, bu
yolların gerekli yerlerine konacak işaretlerin temiz ve anlaşılır
olması, kavşakların dünya standartlarında düzenlenmesi, yayalarla araç
trafiğinin birbirinden ayrılarak alt veya üst geçitlerle, kaldırımların
yapılması ve şehir içlerinden geçen transit trafiğin şehir dışına
çıkarılması gibi alt yapı çalışmaları trafikteki can ve mal
kayıplarımızın azalmasına büyük katkı sağlayacaktır.
Alt yapısı tam olarak
yapılmış bir ülkede insanlara mevcut alt yapının nasıl kullanılacağının,
trafik levha ve işaretlerinin ne anlama geldiğinin öğretlmesi, özellikle
trafik işaretlerine kesinlikle uyulması, trafikte insanların birbirini
sevmesi ve trafiği kullanan işaretlere diğer kişilere saygı gösterilmesi
gerekmektedir ve bu ancak eğitimle mümkündür. Ailede başlaması gereken
bu eğitim ilk, orta, lise ve üniversitelerde devam ettirilmelidir. Bu
eğitimlerde özellikle yaşamın her alanında olduğu gibi trafikte de bir
çok kuralların olduğu, bu kuralların diğer alanlarda uygulanmaması
halinde sadece kargaşa yaşanacağı, ancak trafikte kuralsızlığın ölüm
getireceği vurgulanmalıdır.
Yukarıdaki tüm önlemlere rağmen yine
de trafikte kural ihlalleri olmaktadır. İnsanoğlu kendince çeşitli
mazeretler bularak bir anlık dikkatsizlik sonucu da olsa trafik
kurallarını ihlal eder. İşte tüm önlemlere rağmen meydana gelen trafik
kazalarını ve kural ihlallerini asgariye indirebilmek için etkin denetim
ve günün koşullarına göre caydırıcı cezai müeyyidelerin uygulanması da
gerekmektedir. Ancak o zaman güvenli bir trafikten bahsedebiliriz.
Trafiğin ana unsurları olan
altyapı, eğitim ve denetimin ayni anda uygulanması halinde trafik sorunu
ve trafikte kaybettiklerimizi en aza indirebiliriz. Alt yapıyı
tamamlamadan, sürücü, yaya ve yolcu olarak trafiği kullanan
insanlarımıza, trafik kurallarını ve trafikte birbirlerine saygı
göstermelerini öğretmeden sadece denetim ve dolayısı ile ceza yazarak
trafik sorununu halledemeyiz. İnsanlarımıza trafik kurallarına uymanın
ve hoşgörülü olmanın çağdaşlık gereği olduğunu öğretmeliyiz. Kısacası
trafikte hata yapmamayı, başkasının yapmış olduğu hatayı ölümle
cezalandırmamamız gerektiğini öğrenmeli ve öğretmeliyiz.
Trafik kurallarına
uyulmasının çağdaşlığın gereği olduğu inancıyla hepimize trafik
kazalarından uzak sağlıklı ve mutlu günler dileriz.
Faik GÜMÜŞ
Başmüffetiş
GÜVENLİK
KUVVETLERİ DERGİSİ
|
 |
|